phpKF - php Kolay Forum  
Ana Sayfa  |  Yardım  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
Forumunuz Hayırlı olsun yenilendi

Resim Ekleme

Bu Sayfadaki Bilgiler 04/05/2007 tarihli ve 5651 sayılı
Bu Sayfadaki Bilgiler 04/05/2007 tarihli ve 5651 sayılı "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun" Uyarınca Gerekli Durumlarda İletişim Sağlanabilmesi İçin Eklenmiştir. Lütfen Gerekli Durumlarda Kullanınız... İbrahim uzun Esatpaşa mah 3.demiryollu 1201.sk no:28 menemen/izmir/Türkiye email :Uzun_70@hotmail.com
Forum Ana Sayfası  »  Diğerleri
 »  ARICILIK NEDİR ?

Yeni Başlık  Cevap Yaz
ARICILIK NEDİR ?           (gösterim sayısı: 5.978)
Yazan Konu içeriği

boşluk

lovepowerman
[lovepowerman]
lovepowerman

Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 13.09.2010
İleti Sayısı: 2.584
Şehir: İzmir
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Web Adresi
Özel ileti Gönder

Konu Tarihi: 23.09.2010- 22:53
Alıntı yaparak cevapla  


ARICILIK NEDİR ?

Arıcılık Kovanlardaki arıları çoğaltarak   gereksiz masraf yapmadan Kovanlardan çok Bal ve Balmumu alarak,oğul,ana arı,Polen,Arısütü,Propolis (arı zamkı) gibi arı ürünleri üretme sanatı ve arı malzemeleri bakım ve onarım işlemlerini yapabilme bilgi ve becerisine Arıcılık denir.

              ARICILIĞIN   FAYDALARI

Arıcılık zevkli ve Eğlenceli işlerdendir.Az zamanda küçük bir sermaye ile çok kazandıran bir ek gelir kaynağıdır.
Uzun uzun saatlerce günlerce uğraştırmaz.Bir kaç malzemeden başka   masraf gerektirmez .
Arı ürünler i gerek satarak gerekse kullanarak ek gelir ve sağlık kazanırsınız,
Arılarla uğraşan kişiler açık hava ve güneşte çalıştıklar ı,Doğal güzellikler içinde ve Temiz havada bulundukları için sağlıkları iyi olur.
Kadınların arıcılık yapmaları Sabahtan akşama kadar ev işeri içinde bunalan kadınlarımızın sinirlerine iyi gelmektedir.Ayrıca kadınlarımız arılara kendi çocukları gibi bakarak her vakit yumuşak ve titiz davranarak bu sanatı yer yer erkeklerden daha iyi yaptığı da bir gerçektir .
Arıcılığın en önemli faydalarından biride Bitkiler (meyve ağaçları,ayçiçeği…;) üzerine dolaşarak çiçekleri aşılayarak çok hasat alınmasına fayda sağlar.Tulumba gibi hortumu ile çiçeğin özünü emdiklerinde çiçeğe yeniden su yürür.Ağaçları uyandırırlar.Ağaçlara çanlılık başlar.Meyve bahçeleri gibi sebzelerde de çok ürün alınmasını sağlarlar.
Arıcılığın kıymeti günümüzde geçte olsa anlaşılmıştır.Zira arı nesli yok olunca bilim adamları
İnsan ömründen 40 sene azalma olacağı günümüzde saptanmıştır.Buda Arıcılığın önemini bir kez daha artırmıştır.
Bir diğer göz ardı edilmemesi gereken gerçek arıların hile yani DNA sı değişmiş bitki ve ürünleri kabul etmemesidir ki bu insan sağlığı için çok önemli bir şeydir.
Arı zehri çeşitli hastalıklarda tedavi olarak ta günümüzde kullanılmaktadır.Özellikle Alerjisi
Olmayan romatizma hastaları için birkaç arı sokması eklem romatizmalarına bire birdir . DİKKAT etmeli doktor kontrolünde olmalı aksi taktir de ölümlere varan sonuçlarda olabilir.

              BALIN FAYDALARI
     
- Sindirim organlarının   çalışmasını kolaylaştırır.
- Zihni açar, vücudu güçlendirir.
- Damarlardaki kanı temizler.
- Sarılık ve şeker hastalığına iyi gelir.
- Kalp ve damar sertliklerini giderir.
- Uykusuzluk ve sinirlilik hallerinde sakinlik verir.
- Akciğeri temizler.
- Vücuttaki yaraların hızla iyileşmesini sağlar
-Bal limonla şerbet yapılırsa grip hastalığına yakalanılmaz.
-Bal,süt,yumurta karıştırılıp çocuklara verilirse büyümelerinde gelişim ve zekalarında çok büyük fayda sağlar.
-Bal yiyen çocuklarda Amerika da yapılan araştırmalarda Bal yemeyen çocuklara nazaran %30zeka artışı görülmüştür.

…….

    KOVAN

Doğada arılar Ormanlarda ve Dağlarda nerede bir boşluk bulurlarsa orada yuva yaparlar.Bu bazen bir ağaç gövdesi bazen bir kaya kovuğu bazen de dam altı saçak yada duvar boşluğu olabilir hata buralara bal bile doldururlar.
İnsan oğlu zamanla çeşitli yöntemler geliştirmiş ve arıyı doğadan kendi yaptığı ortama yani kovana taşımıştır.Eskiden kara kovan denen tamamen ilkel saman veya gübre den oluşan kara kovanlar kullanılmıştır .

Resim Ekleme

Bunun bir çok sakıncaları vardı.Sepet kovanları istediğin zaman açıp bakma imkanı yoktu.Kovan içinde ana arıyı bulmak yada bilgi alma imkanı yoktu. Ülkemizin her köşesinde eski tip yerli kovanlara rastlanır. Bunlar bazen ağaç gövdelerinin oyulması, bazen sepet örme ya da tahta sandık gibi tiplerde olabilirler. Dış etkilerden korunması için üzerleri çamur ve hayvan gübresi ile sıvanır. Arılar için önde giriş çıkış delikleri bırakılır. Arka taraftan kovanı açıp bal almak üzere kapaklar yapılmıştır. İçinde arıların petekleri yapıştırıp asmaları için çubuklar uzatılmıştır. Arıcılar çok kere böyle basit kovanları ya ağaç dallarına ya da kaya oyuklarına yerleştirir ve bunlara bir oğul un konmasını beklerler. Yılda bir kere uğrayıp balın fazlasını almaktan başka bu kovanlara hiçbir ilgi gösterilmez. Böyle kovanların oğulları bazen ölür, bir süre kovan boş kalır, tekrar yine oğul konabilir. Anadolu'nun büyük çoğunluğu henüz bu tip eski kovanlarla arıcılık yapmaktadır.

Günümüzde FENN i   kovanlar kullanılmaktadır buda bir çok fayda sağlamıştır.

FENNİ KOVANLARDA ARICILIK YAPMANIN FAYDALARI

1-Koloniye istediğimiz gibi hükmeder istediğimizi yapabiliriz. Çerçeveli olan fenni kovanları her zaman, kovanı açmak için uygun ortam olduğunda açıp kontrol edebiliriz.

2-Ana arı yakından görülebilir ve gerektiğinde yenilenebilir, dolayısıyla ana arıyı kontrol edebiliriz. Kovan yetim ise ana yaptırabilir veya yeni ana verebiliriz.

3-Kovanda yumurta, yavru, bal, polen durumunu kontrol edebiliriz.

4-Kovan zayıf ise hem yavru, hem de yem takviyesi yaparak kuvvetlendirebiliriz.

5-Kovan içindeki arıların işgal edemediği çerçeveler alınarak bölme tahtası ile kovan küçültülür. Koloni düzeni kurabilir, arıları sıkıştırır ve fenni kovanlarda daha kaliteli ve daha çok bal alabiliriz

6-Suni oğul alınabilir. Oğul almak istemiyorsak oğul vermesine mani olabiliriz.

7-Zayıf kovanları birleştirerek veya yumurtalı çerçeve vererek sönmesini önleyebiliriz.

8-Çerçevelerdeki balı süzülerek aynı çerçeve ve peteği tekrar kullanabiliriz.

9-Çerçeveli balların ambalajı, nakli ve satışı daha kolaydır.

10-Arı hastalık ve zararlılarıyla daha iyi mücadele yapabiliriz.

11-Kuluçkalık ve ballık arasına ana arı ızgarası koymak sureti ile bembeyaz oğul balları alabiliriz.

12-Koloniye hazır temel petek vererek, arıları muma değil bala çalıştırabiliriz. Koloniler istenildiği zaman bala veya diğer arı ürünleri üretimine yönlendirilebilir. Polen, arı zehiri, arı sütü gibi diğer arı ürünleri rahatlıkla alınabilir.

13- Fenni kovanın bütün parçalarının hareketli olması nedeniyle çıkarıp tamir etmek ve yenilemek mümkündür.

14-Fenni kovanlar, kara kovanlara göre sağlam, uzun ömürlü ve kullanışlıdır.

15-Fenni kovanlarda bilinen bütün arıcılık teknikleri rahatlıkla uygulanabilir.

16-Fenni kovanlar, gezginci arıcılık yapmak için idealdir.

17-Fenni kovanlarda, arıcılık alanındaki yeni gelişmeler ve yeni teknikler kolaylıkla uygulanabilir.

18- Fenni kovanlarda istenildiği zaman bal hasadı yapılabilir.

19-İstenilen şekilde ve istenildiği zaman besleme yapılabilir Balın kıt olduğu senelerde arıların kış ve ilkbaharda sönmelerinin önüne geçmek fenni kovanlarda çok kolaydır. Sonbaharda vereceğimiz 3–5 kilo şeker şerbeti o koloninin kışı rahatlıkla geçirmesine yeter.

20-Kovanda erkek arıların çoğalmasına imkan verilmez.

21-Kışın Kovanlarınıza fare gibi Zaralı hayvanların girmesi engellenir.

              EN ÇOK KULLANILAN FENNİ KOVANLAR

Yörelere göre bir çok ölçüleri farklı fenni kovan yapılmıştır ancak günümüzde
DADAN ve LANGSTROT   denen kovanlardır.

DADAN KOVAN

Arıcılığın en elverişli olan yazı uzun ve yağışın ara sıra olduğu yerlere
Uygundur.Özellikle böyle yerlerde küçük dereler ,dolambaçlı vadiler,Yamaç topraklarında bodur ağaçlardan ve küme küme çiçekli çalılardan ,kekik,yabani yonca,yabani nane,melisa otu gibi kokulu çiçekler varsa DADAN kovan bu tür yerlerde iyi sonuç verir. DADAN kovanların gövdesi içerisinde 27x42cm ölçüsünde 11 çerçeve vardır.
Her çerçeve aşağı yukarı 3.5-4.5 kilo arası bal verir.Buda yaklaşık 45 kilo bal demektir.Genelde Trakya arıcıları bu kovanı kullanır.
Dünyada Fransa ,İsviçre,Rusya ve Bulgar,Amerikalı   arıcılarda bu kovanı kullanıyorlar.

LANGSTROT   KOVAN

Yazın çiçek zamanı uzun süre sürmeyen kısa zamanda çiçekleri kuruyan pek az yağmur yağarak kurak gecen,ilkbahar mevsimi kısa olan soğuk yerlerde LANGSTROT kovanları kullanmak gerekir.
LANGSTROT kovan içinde 42x20 cm ölçüsünde 10 çerçeve vardır her çerçeve yaklaşık 3.5-4 kilo arası bal verir buda toplam 40 kilo bal demektir.


LANGSTROT kovanın çerçeveleri pek yüksek olmadığından kovandan çıkarıp yine yerine konulması daha kolaydır.Kovanın gövdesi pek yüksek olmadığından içerisi daima sıcak bulunur.Bu kovanı yapmak için 25cm eninde tahtaya ihtiyaç bulunduğu halde   DADAN kovanını yapmak için 30cm eninde tahtaya ihtiyaç vardır.Bu genişlikteki tahtaları her yerde ucuz bulmak zordur. LANGSTROT kovan ise ucuz ve kullanışlıdır.
Yer değiştirile bilen çerçeveli kovanlar genellikle 2 şekilde yapılmaktadır.
1-çift duvarlı kovanlar
2-tek duvarlı kovanlar
Çiftte duvarlı kovanlar biraz pahalı olsalar da arıları kışlatmak için uygundur.Taşıması ağırlıklarından dolayı zordur sabit arıcılık için idealdir.
Tek duvarlı kovanlara gelince bu kovanların gövdesi en az 25mm kalınlığında tahtadan yapılmaktadır.Kışın dışarıda bırakmaya elverişli değildir.Ege kıyılarında ve kuytu yerlerde bu kovanla arıcılık yapmak uygundur.
Fenni arıcılıkta başarı,kovanın düzgün yapılmasındadır.iyi bir kovan arıları sıcaktan ve soğuktan korumalı içerisine yağmur suları girmemeli çatlak ve yarıkları olmamalı karıncalar ve mum kelebeklerinin girmelerine olanak bırakmamalı,bu yüzden çerçeveleri kolayca çıkarabilmeli bu nedenle iyi kovan yapmak için budaksız düzgün çok kuru ve çatlak bulunmayan ve her tarafı aynı kalınlıkta ve ölçüde olan 1ci sınıf tahtalar kullanılmalı,
Kovan kapaklarına çok önem vermeli beşik örtüsü şeklinde iki tarafa devrik kapakların ağır olmaları dolayısı ile son zamanlarda düz kapaklar kullanılmaktadır.üzerlerine galvenize saç levha ile kaplamalıdır.Kapakların kolayca sarsıntısız kolayca ve yavaş kaldırılması için her tarafından yarım santimetre geniş olarak yapmalıdır.Çerçeveleri aynı ölçüde yapmalıdır.Çerçeve çubuklarının hesapsız ve ölçüsüz kesilmesinin arıları pek zor bir duruma sokacağını hiçbir zaman unutmamalıdır.
      ARICILIĞA NASIL BAŞLAMALI?

Hiçbir zaman arıcılığa birden bire pek çok kovanla başlamayınız .Pek çok kovanla işe başlayan acemi arıcıların işi başaramayarak zarar etikleri her yerde bilinen bir gerçektir.Acemi arıcıların ancak bir iki kovanla işe başlamaları gerekir.Birden bire çok para vererek bir çok arı kovanı satın almayarak daima
Kendi elinde üreyen ve çoğalan arılardan yararlanarak arıyı çoğaltmalıdır.
İlk yıllar arıcılığın inceliklerini zorluklarını ve yapılan işleri verdiği sonuçlar öğrenilerek bu işi başarı ile büyütmek için kendisinde heves ve istek görenler ertesi yıl kovan adedini biraz daha çoğaltarak emin adımlarla ilerlemeli .Arıcılık yapacak kişinin mutlaka açılan kurslara gitmesi ve bilgi ve sertifika alması gereklidir.
Unutmayın ki usta bir arıcı elindeki 10 kovan acemi bir arıcı elindeki 60 kovandan daha fazla ürün aldırtır.
Arıcılıkta başarının sırı kovanda her zaman çok miktarda işçi arı bulundurmayı sağlamakla geçer.
İşçi arısı azalmış bir kovanın bal yapma olasılığı yoktur.Kışın kendini besleyecek balı yapması da şüphelidir..Hele arıları zayıf olan arı ile arıcılığa hiç soyunmayınız.

KOVAN ARILARININ AZALARAK ZAYIF DÜŞMESİNİN NEDENLERİ?

1-Ana arının yaşlı olmasından dolayı iyi yumurtlamaması bu durumda anayı tazelemek lazımdır.
2-Mevsim şartları veya çeşitli sebeplerden dolayı ortalıkta yeterince çiçek nektarı ve polen bulunamamasından dolayı kurtçukların iyi beslenememeleridir.
3-Kovanda güve kurtlarının bulunmasından dolayı hücrelerin harap olması bu yüzden ana arının iyi yumurtlayamamasıdır.
4-Kovanda pek çok erkek arı gümeçler bulunması da bir nedendir.
5-Kovanın diğer kovan arıları tarafından yağmaya uğramasıdır.
6-Kovanın pek çok oğul vermesi ki bu durumda arı zayıflar.
7-Kovanın anası ölmesi kovanın yetim kalmasıdır.
8-Sonbaharda kovandan fazla miktarda bal alınmasından dolayı kovanın aç kalmasıdır.
9-Kışın arıların çeşitli nedenlerden dolayı amel(ishal) hastalığına yakalanmasıdır.
10-Mevsim kuraklığından dolayı ana arının içgüdüsel olarak yavrulamayı kısmasıdır.
11-Bunların dışında çeşitli hastalıklardan dolayı da arılarda azalma veya kovanın sönmesi durumu da olabilir.

    ARI HASTALIKLARI

Arı hastalıkları ve arı zararlıları, bütün canlılarda olduğu gibi, arıların sağlığını ve yaşamını tehdit eder.Arı hastalıklarında koruyucu önlemleri en baştan alarak koloniyi hastalıktan korumak çok önemlidir. Çünkü sonuçta hastalık tedavi edilse bile o sene hastalığa yakalanan koloniden istenen verimlilikte ürün alınamaz. Bu da ekonomik kayıp anlamına gelir.Bazı hastalıklar koloniyi zayıflatırken, bazıları da tamamen yok olmasına neden olur. Çok bulaşıcı ve tehlikeli olan Amerikan Yavru Çürüklüğü ile Varrioa hastalıkları, ihbarı zorunlu hastalıklardır. Arılığında bu hastalıkların varlığını fark eden arıcı kanunen yetkililere haber vermek zorundadır.
1) Amerikan Yavru Çürüklüğü
Amerikan Yavru Çürüklüğü en tahrip edici arı hastalıklarından birisidir. Farkına varılmayıp gerekli önlemler alınmazsa, kısa zamanda arılıkta yayılır ve arıcıyı büyük zararlara uğratır. Hastalığa Bacillus Larvae denilen bir bakteri sebep olur. Bu bakteri larva ve pupa halindeki yavrulara bulaşır. Genelde işçi arı larvalarına bulaşmakla birlikte, erkek arı bazen de ana arı larvalarında da görülebilir.Hastalık arı larvasını öldürmekle kalmaz, aynı anda çürümesine de neden olur. Bakteri bulaşan larvalar hastalığın ilk günlerinde açık kahverengidedirler. Sonra hastalık ilerledikçe koyu bir renk alarak hücre dibinde yapışkan bir pelte şeklini alırlar.
Resim Ekleme
Bu yığın kuruyunca hücre dibine yapıştığı için arılar tarafından temizlenme imkanı kalmaz. İlerleyen hastalığın en büyük belirtisi, kovan örtüsü açıldığı zaman duyulan çürümüş et ya da balık gibi olan pis kokudur.

Resim Ekleme

Amerikan yavru çürüklüğü hastalığı bulaşmış olan kovanda arıların gelişme hızı birden durur. Kovana bir durgunluk çöker. Çerçevelerin yavrulu kısımlarında üzeri açık ve kapalı petek gözleri bir arada bulunur.Kapalı gözlerin kapaklarının rengi atmış, soluk ve içeriye çökmüş şekildedir. Üzeri kapalı gözlerin hücre kapaklarında küçük küçük delikler görülür.
Resim Ekleme

Hücre dibinde çürümüş ve koyu kahverengi bir pelte haline gelmiş olan larva, ucu sivri bir şeyle tutulup çekildiği zaman 3-5 santim uzunluğunda sakız gibi uzar..

Resim Ekleme

Bu hastalık çok tahripkar olmakla birlikte, bir takım antibiyotiklerle rahatça tedavi edilebilir. Ama en iyisi hastalığın bulaşmasını engelleyecek önlemleri baştan almaktır. Bu hastalığı engellemenin en iyi yolu, kaynağı bilinmeyen yerlerden arı, anaarı, petek, kovan vs almamaktır.

2) Avrupa Yavru Çürüklüğü
Avrupa yavru çürüklüğü hastalığı daha çok ilkbahar ve yaz başında zayıf kovanlarda görülür. Özellikle nektarın az olduğu dönemlerde daha sık görülür. Bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalığa Bacterium Pluton ve Bacillus Alvei isimli bakteriler neden olur.
Resim Ekleme

Hastalık yalnızca larvalarda görülür. Üzeri mühürlü gözlerdeki yavrulara nadiren bulaşır. Hastalığa yakalanan larvanın rengi beyazdan griye doğru koyulaşmaya başlar. Ölü larvalar C harfi şeklinde gözükür.

Resim Ekleme

En sonunda koyu kahverengiden siyaha gider. Genellikle kızarmış patates gibi bir koku hakim olmakla birlikte zaman zaman bu koku değişir. Ölü larva çekildiği zaman uzamaz. Bulaşma ve korunma yöntemleri Amerikan yavru çürüklüğündeki gibidir.

Resim Ekleme

Özellikle bir kovanda görüldüğü zaman gerekli önlemler alınarak diğer kovanlara bulaşması engellenmelidir. Koruyucu ve tedavi edici olarak Apimycin isimli ilaç başarıyla kullanılır.

3) Kireç Hastalığı
Hastalığı Pericystis Apis isimli mantar oluşturur. Bu mantar daha çok nemli yerlerde ve 22-30 derece ısıda çoğalır. Hastalığa yakalanmış petekleri önce kirli beyaz bir küf sarar.
Resim Ekleme

Bu küf zamanla gittikçe siyahlaşır. Bu esnada larvaları etkileyerek ölmelerine neden olur. Ölen larva beyazlaşarak kireç şeklinde sertleşmiş bir hal alır.

Resim Ekleme

Özellikle ilkbaharda müsait havalarda arılar kireç hastalığına yakalanmış larvaları kovan dışına taşırlar. Hastalık kovan önünde beyaz mumya gibi larvaların belli bir sayıdan fazla görülmesiyle kolaylıkla teşhis edilir.

Resim Ekleme

Hastalıktan korunmak için kovanları nemli yerlerde tutmamak ve toprakla teması kesip sehpa üzerine koymak gerekir. Küflenmiş petekleri kovandan çıkarıp arı iyi beslenirse güçlü kovanlar bu hastalığı kolaylıkla atlatır.

4) Taş Hastalığı
Bu hastalığın sebebi de AspergillusFlavus (Aspergillus flavus, bir küf mantarıdır. Bir patojen olup akciğerlerde aspergillosize neden olabilir. Gözün korneasında ve üst yollarında infeksiyon yapabilir.Alerjik olduğuna inanılır ve ipekböceği kolonilerine zarar verir. Su hasarına uğramış halıda, mısırda ve yer fıstığında bulunur. Birçok küf türü gibi kanserojen bir madde olan aflatoksin üretebilmektedir.) isimli küf mantarıdır. Bu hastalığı yakalanmış olan petekler yeşil renkli bir görünüştedirler. İç organlarını etkileyerek larvanın ölmesine neden olur. Larvalar mumyalanmış gibi kuruyarak hücre içini tamamen doldururlar. Bu mantarların sporları balda da yaşayabildiği için, insana da geçer. Bu yüzden taş hastalığına yakalanmış kovanlardan çıkan balları yemek tehlikelidir. Hastalığın tedavisi yoktur. Kovanları dezenfekte etmek, petekleri de yakmak gerekir. Çok yaygın bir hastalık değildir.
5) Torba Hastalığı
Bu hastalık daha çok kışı kötü koşullar içinde geçirerek bahara zayıf çıkan bakımsız kovanlarda, pupa halindeki yavrularda görülür.
Resim Ekleme
Diğer yavru hastalıkları kadar tehlikeli değildir. Kurtçuklar içi su dolu torba gibi yanından bir tığ ile tutulursa kolaylıkla dışarı çıkarılabilir.
Hastalıktan korunmak ve tedavi etmek için ilkbaharda arıları iyi beslemek, kovanların sıcaklığına özen göstererek yavruları üşütmemek, hastalıklı petekler fazla ise kesip çıkarmak gerekir.
    ERGİN ARI HASTALIKLARI
Varroa

Arıcıyı en çok tehdit eden zararlılardan birisidir. Varroa görüntü olarak keneye benzeyen ve arıların kanını emerek yaşayan 1.5 mm uzunluğunda, 1.7 mm genişliğinde bir asalaktır. Arı bitinden farkı; arı biti 6 ayaklı, varroa 8 ayaklıdır.
Resim Ekleme
Varroa arıların kurtçuk, larva ve ergin devrelerinde kanlarını emerek yaşar. Varroa zararlısına uğramış yavru ve ergin arılar zayıf ve güçsüzdürler.
Resim Ekleme
Ayak, kanat ve vücutlarının diğer kısımlarında birtakım deformasyonlar görünür. Arının ömrü kısalır bu yüzden arı ailesi zamanla zayıflayarak yok olur.
Resim Ekleme
Bir arıda 6 adet bazen daha fazla bulunabilir. Hastalık genellikle bu hastalığa yakalanmış diğer arılardan bulaşma vasıtasıyla olur. Varro zararlısı görüldüğü andan itibaren diğer arıcılara ve ilgili resmi kurumlara haber verilmesi gerekir.

Resim Ekleme
Varroa kapalı yavru gözlerinde geliştiği için mücadelesinde kullanılan ilaçlar etkisiz kalmaktadır. Mücadelenin başarısı ve ilacın etkinliğini görebilmek için ilaçlamanın yavrusuz dönemde yapılması gerekmektedir. Bunun için varroa ile mücadelede en uygun zaman kolonilerde kuluçka faaliyetlerinin ve kapalı yavru miktarının en az olduğu erken ilkbahar ve geç sonbahar olmaktadır.
Varroa zararlısından korunmak ve tedavisi için ruhsatlı bir takım ilaçlar geliştirilmiştir. Bunlar arasında Perizin, Vamitrat-Va, Rulamit-Va, Apistan sayılabilir.
Nosema
Nosema Apis isimli bir sporun neden olduğu Nosema, ergin arı hastalıklarının en önemlilerinden birisidir. Bulaşıcı ve tehlikelidir. Bu hastalık daha çok ilkbahar başlangıcı ve sonbaharın son günlerinde görülür.
İşçi arılar içinde nosema sporları bulunan besin, su ve benzerlerini taşırken ya da ölü ve nosemalı arıların pisliklerini dışarı atarken hastalığa yakalanırlar. Hastalık ilerledikçe kovan zayıf düşmeye başlar.
Resim Ekleme
Nosemaya yakalanan arılar uçamaz, yerlerde sürünür, felç geçirmiş gibidir ve ishal görüntüsü oluşur.
Çerçeveler üzerinde kanatları ayrılmış anormal görünüşlü arılar, kovan dip tahtasında ve kovan uçma tablasında karınları şişmiş arıların görülmesi Nosema hastalığının belirtilerindendir. Kovan uçuş tahtasında ölü arılar ve dışkılardan oluşmuş lekelerin görülmesi Nosema hastalığının teşhisinde önemli rol oynar.
Koruyucu ve tedavi edici olarak Fumajil-A isimli ilaç kullanılabilir.
Adi İshal (Dizanteri)
İlkbaharda arıların faaliyete geçtiği sıralarda görülür. İshale yakalanmış arılar, koyu sarı, yapışkan, sulu ve pis kokulu bir pislik çıkarırlar.
Uzun zaman içeride kapalı kalmak, arıları ekşimiş veya bozulmuş şuruplarla beslemek, rutubet, soğuk veya kışın kovanlarda yeter derecede bal bulunmaması dolayısıyla arıların polenlerle beslenmeleri hastalığı meydana getiren başlıca nedenlerdir.
Bu hastalık bulaşıcı ve mikrobik değildir. Mevsim ilerledikçe kendiliğinden geçer.
Hastalıktan korunmak için hastalığa neden olan etkenleri ortadan kaldırmak gerekir.
İshale yakalanan arılar havaların birden yağmurlu ve soğuk gitmesi halinde dışarı çıkamaz ve uzun süre içeride kalırlarsa kendilerini daha fazla tutamayarak kovan içine dışkılarlar. İshalin arılar için tehlikeli olduğu aşama budur. Kovan içi rutubetli, küflü ve kokulu bir hal alır, kitle halinde arı ölümleri görünmeye başlar.
Arı Biti
Pireden biraz daha kısa ve yuvarlak, kestane renkli, altı ayaklı yengeç gibi her yana hareket edebilen, ayakları çengelli bir bittir.
Resim Ekleme
Arıların sırtına ve göğüslerine yapışarak onların ağızlarından çalabildikleri ballarla beslenirler. Bu parazit özellikle zayıf arı aileleri ve ana arıya musallat olur. Arı biti arı sütünü çok sever. Arıların besin alış-verişini taklit ederek genç işçi arılardan salgıladıkları arı sütünü çalar.
Resim Ekleme
Bazen bir ana üzerinde 5-10 tanesi birden bulunur ve onu işinden alıkoyacak kadar rahatsız eder. Dişi arı biti yumurtalarını bal sırları içine bırakır. Larva aşamasına gelen bit peteklerde klar açarak tahribat yapar.
Resim Ekleme
En iyi korunma yöntemi kovanı sürekli kuvvetli tutmaktır. Varroa ile mücadelede kullanılan ilaçlar uygun dozlarda arı biti ile mücadelede de kullanılabilirler.
Uyuz (Arı Akarı)
Mikroskopla görülebilen 80-120 mikron boyunda ve gözleri olmayan olan akar, arıların göğsünde bulunan hava deliklerinin içine girerek solunum borularına yerleşir. Akar, burada çoğalır ve zararını yapar. Ömrü 30-40 gündür. Dişi akar trake (solunum borusu) içine 6-10 yumurta bırakır. 12-15 günde ergin hale gelirler. Delici-emici ağız yapısına sahiptir. Arının solunum boruları, kuruyan kan dokusu, akarın dışkısı, gömlek kalıntıları ve diğer artıklarla tıkanır.  
Resim Ekleme
Akarla bulaşık arıların kanatları sarkık ve titrektir. İleri aşamada sürünme başlar ve uçma refleksini kaybeder. Karın şişkindir. Solunum borusu mikroskopla incelendiğinde düz, lekesiz, krem rengindeki görünüm esmerimsi siyaha dönüştüğü görülür.
    ARI ZARARLILARI
Petek Güvesi
Genellikle zayıf kovanlara musallat olarak büyük zararlar verir. Büyük petek güvesi (Galleria mellonella) ve küçük petek güvesi (Achroca grisella) olmak üzere iki çeşidi vardır.
Resim Ekleme
Büyük petek güvesi sarımsı boz renkte ve orta büyüklükte bir kelebektir. Geceleyin kovanların deliklerinden içeri girerek yumurtalarını çatlaklara, yarıklara ve çerçeve oyuklarına bırakır. Kovan içindeki uygun şartlarda yumurtalar belli bir süre sonra küçük beyaz kurtçuklara dönüşür.

Resim Ekleme


Petek güvesi en büyük zararını kurtçuk döneminde yapar. Kurtçuklar bu dönemde petek gözleri içine girerek mum, bal ve polenle beslenir. Hareketlerine petekler içinde klar açarak devam eder. Bu esnada geçtiği yerlere ağ örüp siyah küçük pislikler bırakır. Havalandırmanın yetersiz ve çevre sıcaklığı ılık olduğu şartlarda özellikle koyu ve polenli peteklerde hızlı bir şekilde çoğalırlar.
Resim Ekleme
Petek güvesi kurtçukları bir süre sonra kovanın çerçeve veya gövde kenarlarında beyaz kozalar içinde krizalit devresine girer. 8-10 gün içinde bu kozalardan kelebek halinde çıkar. Bu yeni kelebekler çiftleştikten sonra tekrar yumurta bırakmaya başlarlar.
Petek güvesiyle mücadele etmenin en etkin yöntemi kovanları sürekli güçlü tutmaktır. Güçlü bir kolonideki arılar petek güvesinin yumurta bırakmasına izin vermezler. Kelebek yumurtasını bırakıp kurtçuklar çıksa bile rahatlıkla bunları peteklerden temizlerler.
Dondurucu soğuklar güvenin bütün dönemleri için öldürücü olduğundan, kullanılmayan petekler soğuk ortamda saklanmalıdır. Ayrıca petekleri ballıklarda seyrek yerleştirip, ballıkları üst-üste koyarak alttan havanın girip üstten çıkmasını sağlayarak oluşturulacak hava cereyanı da güvenin gelişmesini önlemektedir.
Eşek Arıları
Eşek arıları bal arılarından daha büyük, kuvvetli, ince yapılı bir arı cinsidir. Havada, kovan kapısı önünde ve hatta kovan içinde arıları yakalayarak öldürür. Öldürdüğü arıların kanat ve kafalarını kopardıktan sonra geri kalan kısmı yuvalarına taşır. Eşek arıları aynı zamanda girmeyi başardığı kovanlardaki balı da yer.
Resim Ekleme
Özellikle kurak geçen yıllarda kovanları söndürecek derecede tehlikelidirler.Eşekarılarıyla mücadele için çeşitli imha yöntemleri uygulanır. Özellikle ağaç kovuklarına, saçak altlarına, metruk evlere, çalı içlerine yaptığı yuvalarını bozarak mücadele etmek gerekir.Arılık civarına eşekarısı kapanı olarak satılan aletlerden konulabilir. Bu aletlerin içine bırakılan et ya da ciğer parçasının kokusunu duyan eşekarası içeri girer fakat dışarı çıkamaz. Pratik olarak şişelere pekmez ya da benzeri tatlılar koyarak arılıkta çeşitli yerlere asmak da bir mücadele yöntemidir. Şişenin içine giren eşekarısı bir daha dışarı çıkamaz. Bir başka yöntemde de arılığın bir köşesine büyükçe bir ciğer ya da et parçası asılır. Sürü halinde ete saldıran eşekarıları ilaç sıkılarak ya da alev tutularak imha edilir.
Karıncalar
Özellikle zayıf kovanların bal ve şuruplarına ortak olurlar. Bazen sürü şeklinde istila ederek arı kolonisinin kovanı terk etmesine de neden olabilirler. Arıyı taciz eder ve çalışma verimini düşürür.Mücadele etmek için kovanların yerden yükseğe bir sehpa üzerine koymak gerekir. Sehpa bacaklarına arının tırmanmasını engelleyecek yanık yağ vs gibi maddeler sürülerek kovanlara ulaşması engellenir.Arılığı karıncaların saldırısından korumak için kovanların önü ve çevresini temiz bulundurmaya dikkat etmelidir. Bilhassa karıncalara çok çekici gelen arı ölüleri ve diğer artık maddeler toplanarak yakılmalıdır.
Arı Kuşu
Arı kuşu, kırlangıç ve saksağan gibi kuşlar arıları yakalayarak yerler. Bunlardan arı kuşu çok miktarda arı yiyerek arılar için çok zararlı olmaktadır.Arı kuşu, yeşil, mavi, sarı kadife gibi parlak tüylü, görüntüsü çok güzel bir kuştur. Genellikle gagası uzunca ve siyah, ayakları kırmızı renklidir. Yazın sürüler halinde arılıklara kadar sokularak havada ya da kovanın önünde yakaladığı arıları yer.
Resim Ekleme
Bu kuşlarla en etkili mücadele yöntemi tüfekle avlamak ve ırmak kenarları, yarlar, yumuşak topraklar ve köprü duvarlarına yaptığı yuvalarını bularak imha etmektir. Özellikle arılığa yakın yerlerdeki ağaçların üzerine yaptığı yuvalar muhakkak imha edilmelidir.
Tecrübeli arıcılar öldürülen bir arıkuşunun arılığa asılması halinde diğer arıkuşlarının oraya uğramadığını söylemektedirler.
Düdük çalmak gibi, korkuluk yapmak gibi arı kuşunu ürkütüp kaçıracak yöntemler de önerilmektedir.
Fare, Kirpi, Ayı
Fareler özellikle kışın arıların faaliyetinin azaldığı zamanlarda kovanlara girerek zarar verirler. Ölü arıları, petekleri ve balları yiyerek kovanın sönmesine yol açabilecek tahribatlarda bulunurlar. Ayrıca depolanan peteklere de musallat olabilirler. Farelerle mücadele için gerekli fiziki tedbirleri almak gerekir.
Kirpiler de fırsat buldukça arılıklara girerek tahribat yaparlar.
Resim Ekleme
Doğal yaşam süren ayılar özellikle yerleşim merkezlerinden uzaktaki arılıklara gelerek arılığın tümüyle yokolmasına yolaçacak tahribatta bulunurlar. Ayı, arı, larva ve bal yemeyi çok sever. Bunları yemekle kalmaz bulduğu kovanları sağa sola fırlatarak fiziksel olarak işe yaramaz hale getirir.
Ayı avlamak bir çok yerde yasak olduğu için en iyisi ayının arılığa girmesini önleyecek fiziksel tedbirler almaktır. Geceleri ışık yakılırsa ayılar arılığa uğramaya korkarlar.
Tarım İlaçları
Yoğun olarak kullanılan tarım ilaçları gerekli önlemler alınmazsa bütün arılığın toplu olarak söneceği sonuçlara yol açar.
Tarım ilaçlarının olumsuz etkilerine maruz kalmamak için daha arılığın kurulumu aşamasında yer seçimine dikkat etmek gerekir. Özellikle arıcının denetimi dışında ilaçlama yapılabilecek olan büyük meyve bahçeleri ve kültür bitkilerinin yetiştirildiği tarlaların uzağında bir arılık yeri seçilmelidir.
İlaçlama zamanı arıcının kontrolündeyse ve muhakkak yapılması gerekiyorsa arıların dışarıda faaliyette bulunmadığı zaman dilimleri tercih edilmelidir.
Özellikle ağaçların ilaçlamasını çiçek açma zamanında yapmamak arıların buraya gelip ölmelerini engelleyecek bir önlemdir.
Yoğun ilaçlama yapılması riski olan yerlerde arıcı dikkatli olmalı ilaçlama yapılacağını öğrendiğinde kovan girişini kapatarak arıların çıkışını engellemelidir. Bu durumda birkaç gün içeride kalan arıların havasızlıktan telef olmaması için muhakkak kovan havalandırma önlemleri alınmalıdır. Ayrıca arıların su ve besin ihtiyacı da karşılanmalıdır.
Riskin büyük olduğu yerlerde arıların telef olmasını engellemenin en garantili yolu arılığı acilen en az 7 km uzaklığa taşımaktır..
  ARICILIK MALZEMELERİ
1) Arıcı körüğü :
Resim Ekleme
Körük arıcının iyi bir yardımcısıdır. Fakat bu aletin arıcı tarafından çok kullanılmaması gerekir. Sık sık duman vererek arıları rahatsız etmek doğru bir hareket değildir. Bununla birlikte zaman zaman körük kullanarak zorunlu olur. Körükle duman verilince arılar kendilerini tehlikede hissederler ve başlarını petek gözlerine sokarak bal emerler. Bu yolla karnını doyuran ve şişiren arı hırçınlık yapmaz ve insanı sokmaz. Körük içinde yakılacak madde önemlidir. Pis kokular çıkaran, kükürt gazları oluşturan paçavra ve hayvansal artık maddeler yakmak doğru değildir. En iyisi kuru saman ve talaş gibi selülozlu maddeler yakılmalıdır. Körüklerin çok çeşitli modelleri vardır. Hafif ve kullanılması kolay olan tipleri seçmek gerekir.
2) Maske:
Resim Ekleme
Arıların hücumundan korunmak için bir hasır şapkaya tutturulmuş ince tel kafes ve kısmen bezden yapılmıştır. Son yıllarda çeşitli materyalden ve değişik tipte yapılan maskelere rastlanmaktadır. Maskenin baş kısmının rengi tercihen koyu olmalıdır. Maske insanı bunaltmayacak şekilde hafif olmalıdır. Arıcının en önemli koruma aracı olan maske çok kullanılan ve daima ihtiyaç hissedilen bir malzemedir.
3) Mahmuz :
Resim Ekleme
Çerçevelere yapay gömeçler takarken, madeni tellerin gömeçlerin içine batmasını sağlayan saplı dişli bir tekerlekten oluşan pirinçten yapılmıştır. Tel üzerinde yürümeyi sağlayacak şekilde dişlerin içi oyuktur. Son yıllarda çeşitli maddeleri ve hatta elektrikle ısınanları yapılmıştır.
4) Eldiven:
Resim Ekleme
İnce deriden ya da kauçuktan yapılır. Arıcı eldivenlere pek gereksinim duymaz. Sadece bal hasadı ve aktarma yaparken arıların fazla hırçınlaştığı zamanlar eldiven kullanılır. Diğer zamanlar arıcı eldiven kullanmadan çalışabilir. Esasen eldiven insanların el hareketini zayıflatır ve rahat iş görmeyi önler.
5) El Demiri :
Resim Ekleme
El demiri, kovanı açıp kaparken, çeşitli kovan parçalarının üzerindeki maddeleri kazırken çok gerekli olan bir alettir. Çok basit yapılı olmasına karşın çeşitli yararlar sağlar.
6) Sır Bıçağı ve sır tarağı:
Resim Ekleme
Resim Ekleme
Bal dolu çerçeveleri süzme makinesine koymadan önce gözler üzerindeki sırları almak için kullanılır. Çeşitli tipleri vardır.
7) Arı Süpürgesi : Kovanla meşgul olurken çeşitli zamanlarda çerçeveler üzerindeki ya da başka yerlerdeki arıları incitmeden süpürerek ve belli yöne çevirmek için kullanılırlar.
8) Arı Kaçıran : Ekleme kutusundaki arıların aşağıya inip bir daha yukarı çıkmamalarını sağlamak için ekleme kutusu ile kuluçkalık arasına yerleştirilen basit bir alettir. İçinde ili yayı bulunan tenekeden yapılmış basit bir alet olup, yayları saat zembereği gibidir. Arıların geçmesine izin verir ve geri dönmelerine engel olur.
9) Ana Arı Izgarası : Ana arıları uzun mesafelere göndermek için kullanılır. Çeşitli tipleri vardır. İnce telden yapılır.
10) Ana Arı Kafesi : Ana arının sadece kuluçkalıkta yumurtlamasını temin edip ballığa çıkmaması için, kuluçkalık ile ballık arasına yerleştirilen madeni bir ızgaradır. Bu ızgaradan işçi arılar geçebilir, fakat ana arı geçemez. Özellikle gömeç balı elde edileceği zaman ana arının üst kata çıkmaması ve yumurta bırakmaması için bu ızgara kullanılır.
11) Balmumu Eritme Cihazı : Güneş altında balmumu eritmek için üzeri camlı basit bir kutudur. Arıcıların çok işine yarar.
12) Ben.Mari Kazanı : Balmumu eritilmesinde kullanılan çift cidarlı bir kazandır.
13) Erkek Arı Kapanı : İşçi arıların girip çıkmasına engel olmayan fakat erkek arı ve yabani arıları hapseden ve durduran gerekli bir alettir.
14) Mum Cezvesi : Çerçevelere yapay gömeç takarken, gömeçlerin üst çıtalara yapıştırılması için gerekli mumu eritme işinde kullanılır.
15) Silindir Makinesi : Yapay gömeç elde etmek için kullanılır.
16) Yemlik : Arılara şurup vermek için kullanılır.
    ARI ÜRÜNLERİ

BAL

1. Balın Tanımı
Bal, Türk Gıda Kodeksi 2000/39 sayılı Bal Tebliğinde "Bal; bal arılarının çiçek nektarlarını, bitkilerin veya bitkiler üzerinde yaşayan bazı canlıların salgılarını topladıktan sonra, kendine özgü maddelerle karıştırarak değişikliğe uğratıp, bal peteklerine depoladıkları tatlı madde" olarak tanımlanmıştır. Tanımından da anlaşılacağı üzere bal saf ve doğal olmalı, hiçbir katkı maddesi veya kalıntı içermemelidir.

Resim Ekleme

2. Balın Sınıflandırılması
Balın sınıflandırılması üretim ve pazarlama şekline ya da kaynağına göre yapılmaktadır. Üretim ve pazarlama şekline göre bal; süzme ve petekli, elde edildiği kaynağa göre ise çiçek ve salgı balı olarak sınıflandırılabilir.

Çiçek balı; genellikle bitkilerin çiçeklerinde bazen de kiraz, bakla, pamuk, ve şeftali gibi bitkilerin yaprak sapı ve gövdelerinde bulunan nektar bezlerince salgılanan nektarın arılar tarafından toplanması ile oluşturulan baldır.
Salgı balı; çam, meşe, kayın ve ladin gibi orman ağaçları üzerinde yaşayan böceklerin salgıladığı tatlı salgıların arılar tarafından toplanması ile oluşturulan baldır. Ülkemiz için en önemli salgı balı çam balıdır.

3. Balın Bileşimi
Balın bileşimi, üretimin yapıldığı yöredeki bitki türlerine ve üretimin yapıldığı zamana göre değişmektedir. Ancak genel ortalama olarak balın %80'i değişik şekerlerden %17'si sudan meydana gelir. Geri kalan %3'lük kısım başta enzimler olmak üzere, balı bal yapan ve balı değerli kılan maddelerden oluşur.
4. Balın Bileşimini Oluşturan Maddeler
Su
Baldaki su miktarı balın olgunlaşma durumuna bağlı olarak farklılık gösterir. Normal olarak olgunlaşmış ballar %17 dolayında su içerirler. Baldaki su oranının yüksek olması balın daha kolay bozulmasına neden olur. Bu nedenle süzme bal, tamamen veya en azından yarısı sırlanmış peteklerden elde edilmelidir.

Karbonhidratlar
Bal, kaynağına ve bal özünü bala çeviren arıların salgı bezlerinin salgıladıkları enzimlerin aktivitelerine bağlı olarak yaklaşık 15 çeşit şeker içerir. Ancak, şekerler içersinde büyük çoğunluğu früktoz (levüloz) ve glikoz (dekstroz) oluşturur. Balda toplam şeker oranı % 80 dolayındadır.

Mineral Maddeler
Balda; demir, bakır, potasyum, kalsiyum, magnezyum, fosfor, silisyum, alüminyum, krom, nikel ve kobalt gibi değerli mineral maddeler vardır. Salgı balları mineral maddelerce daha zengindir. Bu özelliğinden dolayı tedavi amaçlı da kullanılırlar ve kristalize olmadıkları için bazı tüketiciler tarafından tercih edilirler.

Proteinler
Balın kaynağına bağlı olarak, proteinlerin yapı taşları olan aminoasitler ballarda oldukça düşük düzeylerde bulunurlar. Balda 17 adet farklı aminoasit tespit edilmiştir.

Asitler
Asitler, bala kendine has kokuyu veren maddeler olup balın asidik yapıda olmasını sağlarlar. Balın pH değeri değişik şartlar altında 3.4 ile 6.1 arasında değişmekle birlikte ortalama olarak 3.9'dur.

Enzimler
Balda, bir kısmı bitkilerden bir kısmı da arının salgı bezlerinden gelen değişik enzimler bulunur. Enzimler balın en değerli maddeleridir. Doğal ve ısıtılmamış ballarda enzim miktarı oldukça yüksek olup bu tür ballar kaliteli ve çok değerlidir. Bal ısıtıldığı oranda enzim değerinde kayıplar olur.

Vitaminler
Bal, kaynağına ve içerisindeki polenlerin miktar ve çeşidine bağlı olarak B, C, E ve K vitaminleri içerir.

5. Balın Fiziksel Özellikleri

a) Renk Özelliği
Balın rengi, elde edildiği kaynağına bağlı olarak su renginden siyaha kadar büyük bir varyasyon gösterir. Ayrıca, balın ısıtılması ve uzun süre açıkta tutulması balın rengini değiştirmektedir.

b) Viskozite
Balın bünyesi ya da akıcılığa karşı koyma özelliği de denilen viskozite, bal içinde mevcut su oranı ile yakından ilgilidir. Balı ısıtarak viskozitesini azaltmak mümkündür.

c) Işığı Döndürme
Balın polarize ışığı sağa ve sola döndürmesi, balın kaynaklarına göre farklılık gösterir. Nektar balları ışığı sola, salgı balları ise sağa döndürmektedir. Sakkaroz denen çay şekeri de ışığı sağa döndürür. Bu özellik sahte balların tanınmasına yardımcı olur.

POLEN
1. Polenin Yapısı
Polen; çiçekli bitkilerde çiçeklerin erkek organlarınca üretilip dişi organın döllenmesini sağlayan basitçe çiçek tozu olarak da adlandırılan bitkilerin erkek cinsiyet hücreleridir. Bal arıları, poleni büyük oranda yavru gıdası olarak kullanırlar. Polen kıymetli bir protein, vitamin ve mineral madde kaynağıdır.
Resim Ekleme
Polende 22 çeşit amino asit, 27 farklı mineral madde, B grubu vitaminlerinin tümüne ek olarak C, D, E vitaminleri, doğal hormon, enzim, koenzim, pigment, karbonhidrat ve fermentler bulunmaktadır. Kaynağına göre değişiklik göstermekle birlikte genel ortalama olarak polen; %35 karbonhidrat, %20 protein, %20 su, %5 lipid ve %20 dolayında diğer maddeler içerir. Polen, bir canlının büyüyüp gelişebilmesi için günlük alınması gereken aminoasitleri, vitaminleri ve mineral maddeleri yeterli miktarlarda ve denge içinde bulunduran yegane doğal besin maddesidir. Polende bulunan başlıca asitler pantothenic, linoleik, ascorbik ve araohidonik'dir. Demir, bakır, kalsiyum, sodyum, magnezyum, silisyum ise varlığı polende tespit edilen elementlerden bazılarıdır. Polende bulunan iz elementler alüminyum, nikel, titaniyum ve çinkodur.

Dünyaca tanınmış bir araştırma örgütü CNRS Araştırma Örgütü'nün; Araştırma Uzmanlarından Armond PONS; kitabında polenin bütün vitaminleri taşığıdığını açıklamıştır.

Polende bulunan vitaminler A, B1, B2, B3, B4, B5, B6, B7, B8, B9, B12, C, D, E, H, P, PP'dir.

Polende yüksek oranda rutin vardır (rutin kılcal damarları etkiler, aynı zamanda kalp kasının çalışmasını güçlendirir).

Chauvin ve Lenormand'ın araştırmalarıyla polenin antibiotikler içerdiği kanıtlanmıştır. Grecean ve Enciu'nin bu konuda yaptığı çalışmalar sonunda polenin Staphylococcus, Salmonella, Ecoli ve Bacillus anthracis'e karşı etkili olduğu ve bunların üremelerini engellediği tespit edilmiştir.

Polende insan yaşamının ihtiyacı için her şey mevcuttur. Bulundurduğu (oglio-elementler) madenler, aminoasitler ve en son olarak zengin çeşitli vitaminler yanında; protein, yağ, şeker, madeni gıda, hormon, büyütücü faktör, pigment; beyin ve vücutça yorgun insanların tüm ihtiyacını karşılar. Anemi (kansızlık) hastalarında, bir ay süre ile her gün bir kahve kaşığı polen yedirilen bünyelerdeki alyuvarların; milimetre küpte 500.000 arttığını göstermiştir

Resim Ekleme
Polenin kimyasal yapısı, rengi, tadı, kokusu ve şekli bitki türüne göre değişmektedir. Çoğunlukla sarı renkli olup siyah, mor, pembe renkli polenlere de rastlamak mümkündür. Ayrıca balın kaynağı, balda bulunan polenlerin izi ile belirlenmektedir. Arıların 200 ila 3000 arası çiçekten toplayarak, kanatlarında kovana getirdikleri   bitkinin erkek üreme hücresi olan doğa harikası bir bitki özüdür. Arılar bal yapmak için çiçeklerden besin toplarken, çiçekten çiçeğe konarlar. Böylece hem çiçeklerin döllenmesini sağlarlar hem de yavrularını beslemek için kovana polen götürürler. Polenin çok yüksek besin değerli olduğu keşfedildikten sonra   kovanların girişlerine polen tuzakları yerleştirilmiş ve bu sayede arıyı rahatsız etmeden kovandaki polen stokları toplanmaya başlanmıştır. Arıların kovana girişlerinde kanatlarından tuzaklara düşen polen; naturel kurutma sistemiyle kurutulur ve çok kıymetli bir besin haline gelir.
          Polenler renk, şekil ve içerikleri bakımından büyük farklılıklar gösterirler. Polenlerin %80'i sarıdır. Bunun dışında siyah, kırmızı, mor, pembe, eflatun vb. renklerde polene rastlamak da mümkündür. Polene bu renkleri veren renk maddeleridir. Bu renk maddelerden karotenoidler başlıca-karoten, b-karoten, lycopin, xanthophyl ve zeaksonthinden ibarettir. Klorofil varlığına polende rastlanılmamıştır. Polende ortalama %25 protein vardır. Protein miktarı polenin türüne, yöresine, toplama sistemine göre farklılıklar göstermektedir. Polen bilim dalı Patinoloji'dir. İyi cins polen; naturel kurutma sistemiyle vitaminleri ölmeden kurutulmuş, taze ve bol nektarlı çiçeklerden toplanan 1.sınıf olmalıdır.


2. Polenin Üretimi

Polen, polen tuzakları kullanılarak toplanmaktadır. Kovan girişine değişik şekillerde monte edilebilen tuzaklardan geçen arının taşıdığı polen tuzak haznesinde birikir. Haznede biriken polen, 1-2 gün aralıklarla boşaltılıp 42 oC'ı geçmeyen sıcaklıkta kurutma dolaplarında kurutulup su oranı %7-8 oranına düşürülür. Daha sonra eleklerden geçirilip temizlenen polen hava almayacak şekilde ambalajlanıp 6 aylığa kadar olan depolama için oda sıcaklığında daha uzun süreli depolamalar için soğuk ortamda saklanır. Uzun süreli saklanacak kurutulmuş ve temizlenmiş polen CO2 gazı ile fümige edilebilir.
Resim Ekleme
Resim Ekleme
Yapılan denemeler polen toplamanın, koloninin gelişmesi ve bunun sonucu olarak da bal üretimi üzerinde önemli olumsuz etkide bulunmadığını göstermiştir. Polen toplanması durumunda, arıların daha çok polen toplama seferine çıkarak ve polen tuzağına rağmen küçük polen kümelerini koloniye geçirerek ihtiyaçları olan poleni depoladıkları tespit edilmiştir.
Resim Ekleme
Bal üretimi yanında, gerektiğinde koloni beslemesinde kullanmak veya ticari amaçla polen toplamanın daha kazançlı arıcılığa vesile olduğu kesindir. Polen, teknik olarak kurutma dolaplarında kurutulması yanında basit olarak havadar ve doğrudan güneş ışığı almayan gölge bir yerde kurutulabilir.
3. Polenin Tüketimi

Polen, daha önce de bahsedildiği üzere canlının gelişmesi ve büyümesi için günlük alınması gereken tüm gerekli maddeleri uygun denge içinde bulunduran yegane doğal besindir. Bu bakımdan insan sağlığı ve beslenmesinde ve genel vücut direncinin korunmasında büyük öneme sahiptir. Polen, sabahları aç karnına, kahvaltıdan en az yarım saat önce ya da akşam yemeğinden en az 4 saat sonra tercihen yatmadan önce sade olarak veya ılık süt ve meyve suları içinde alınmalıdır. Günlük alınması gereken doz duruma göre, yetişkinlerde 15-40 g, 6-12 yaş grubu çocuklarda 10-15 g, 3-5 yaş grubu çocuklarda ise 5-15 g'dır. Bir yemek kaşığı kuru polen yaklaşık 10 g'dır.
Polenin Faydaları

KALP DAMAR HASTALIKLARINDA POLEN
En yaygın kalp hastalığı, damar kireçlenmesi ve tıkanmasıdır. Polenin yapısında bulunan P vitamini ve diğer yararlı elementler damarları yumuşatır, kana geçen civardaki artıkların idrarla dışarı atılmasını sağlar. Ünlü araştırmacı Alain Caillas, kitabında “Miyokard enfaktüsü ve kalbin kroner damarlarının tıkanmasında, polen sayesinde şaşırtıcı iyileşmeler görülüyor. Rus Bilimler Akademisi’nde Prof. Beklerov ve arkadaşlarının önemli araştırmalarına göre Polen, yüksek tansiyona, damar sertliğine, kolesterol yüksekliğine, kroner tromboz ve felçlere karşı koruyucu ve iyileştirici etki yapıyor.” diye açıklıyor. Hürriyet gazetesinin “Püf noktası” sütununda “Çiçek tozu gençleştiriyor mu ? İsveçli Dr. Lars Eric Essen ve Dr. Tissinin, poleni yaşlı insanlar üzerinde denemiş ve özellikle damar sertliğinde faydalı olduğunu meydana çıkarmışlardır. ” diye yazılmıştır.

RUH VE SİNİR SİSTEMİ HASTALIKLARINDA POLEN
Bu hastalıkların tedavisinde en başta bol B vitaminleri gerekmektedir. Bilhassa B1 vitaminine gereksinim vardır. Bu vitamine “Sinir dokusu vitamini” denilmesi de bundandır. Polen de yüksek oranda B1 vitamini mevcuttur. Ayrıca Polen bütün B vitaminleri kompleksidir. Dr. Raymond Dextreit, düşünsel yorgunluk ve yaşamın bozuk düzeni nedeniyle sinirleri zayıflamış, güçsüz kalmış kimselerin, günde yedikleri 2 kaşık polen sayesinde sağlık ve sakinlik bulacaklarını yazmıştır.

SİNDİRİM SİSTEMİ HASTALIKLARINDA POLEN
Gastrit, Ülser, Kolit ve Hemeroid en yaygın sindirim sistemi hastalıklarıdır. Gastrit ve Ülserin ana nedeni ise sinirseldir, genellikle stresten kasılan (spazm yapan) mide kası sinirleri, o bölgeye gelen kılcal damarları da kısarak bir bölgenin kansız kalıp, yaraya dönüşmesine neden olur. Tedavi edilmezse insana yaşamı zehir eden hastalıklardır. Ömür boyu diyet uygulamayı veya ameliyatları gerektirir. Bazı zamanlarda mide kanaması ve delinmesi şeklinde ölümlere neden olurlar. Belirtilen gramajlar dahilinde yapılan Polen kürleri, Mide-Barsak sistemine bağlı tüm hastalıklarda: geçici değil, Kesin kez tedavi sağlar.

KANSIZLIK VE ZAYIFLIKTA POLEN
Polenin en belirgin ve yaygın özelliği, süratle iştah açıcı ve kan yapıcı olmasıdır. Tedavilerde önemli olan, bileşiminde tüm cevherleri taşıyan bir kan sağlamak ve hasta bölgeye ulaştırmaktır. Gerisini vücut halleder…Nasıl bir otomobile, bozuk bir yakıt konduğunda çalışmasında aksaklık meydana gelirse; İnsan vücudunun yakıtı da ona gerekli tüm cevherleri bünyesinde bulunduran sağlıklı bir kandır. Kandaki cevherlerin bir veya birkaçının eksikliğine Kansızlık yani Anemi denir. Kansızlık her tür sağlık sorununa neden olan başlıca etkendir. Ülkemizde yapılan araştırmalar halkımızın %60-70′inin kansızlık sorunu olduğunu ortaya koymuştur. Düzenli kullanılan kürler sonucu; Polen: Kanı temizler, Kanı filtre eder, Kan yapar, Direnci arttırır, Alyuvar sayısını %30 oranında arttırdığı Bilim adamları tarafından kanıtlanmıştır.

SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARINDA POLEN
Solunum sistemi hastalıklarının genel ve çok görülen nedeni üşütmektir. Üşütme ile vücudun direnci kırılır, metabolizma vücut ısısını normale çıkartmak için çaba sarfederken solunum yollarında virüs ve bakteriler kendine yer ve ortam bularak süratle çoğalırlar. Nezle, grip, anjin, faranjit, bronşit, zatürre, zatülcenp, astım, sinüzit ve verem gibi hastalıklar meydana gelebilir. Bu hastalık mikropları burada da kalmayıp, kan yolu mafsallara, kalp kapakçıklarına ve böbreklere vs. geçerek daha hayati hastalıklara da neden olabilirler. Bu nedenle solunum sistemi hastalıklarının süratle tedavisine gidilmektedir. Gelişmiş ülke doktorları, bu hastalıklarda, diğer ilaçlarla birlikte Polen de vererek tedavi yapmaktadırlar. Çünkü Polen vücut direncini, kanın lökosit (alyuvarlar) ve antikor yapımını arttırır. Sovyet Prof. N.Joiriche, burun ve boğaza polen püskürtülerek mukoza direncini arttırmak ve virüsleri etkisiz kılmak yolundaki başarılı çalışmalarını yayınlamıştır. 1957′de ilk kez Pasteur Enstitüsü’nde polenin verem mikrobu olan “Koch” basiline karşı öldürücü etkisi olduğu saptandı. Yapısındaki sakızlı maddesi, terementi esansı, nükleik asitleri ve Bol B vitaminleri ile Polen, Akciğeri dezenfekte ettiği gibi, balgam söktürücü, mikrop öldürücü, çabuk iyileştirici etkiye sahiptir.

ŞİŞMANLIKLARDA POLEN
Şişmanlık ve zayıflık gibi iki karşıt durumda vücuttaki fazla karbonhidrat, glikoz ve yağları yakarak şişman bünyeyi zayıflatır, metabolizma dengesi sayesinde zayıf düşen hücreyi derhal uyarır, üstün kan yapıcı özelliğiyle kas gücü ve metabolizmayı çalıştırarak cılız ve zayıf bünyeyi normal haline getirir. Polen, hücrelerde ki yanma olayını metabolizmayı ve adrenalin salgılanmasını hızlandırır. Böylece biriken yağların erimesini çabuklaştırdığı gibi, kas gücünü de arttırarak zayıflama esnasında hissedilen halsizliği de giderir.


PROSTAT HASTALIĞINDA POLEN
Prostat bezesi idrar torbasının hemen çıkışında ve sadece erkeklerde bulunan ceviz büyüklüğünde bir doğal subaptır. Beyinden uyarılan sinir telleri omurilikten takiple prostata ulaşır ve gerektiğinde bu subapı açıp, idrarın boşalmasını sağlar. Aynı beze idrar yolu kapayıp, meni yolunu gerektiğinde açarak meni çıkışını sağlar. Bu esnada özel salgı bırakarak spermlerin ölmesini önler. Bu harika organcık güçlü kaslarla ve sinir sistemiyle istemli çalışır. Zamanında çok alkol kullanan sinirleri yıpranmış kimselerle, başka hastalıklar için değişik ilaçlar kullanmış veya idrarına mikroplar karışmış insanlarda ve yaşlılıktan kasları gevşemiş olanlarda prostat sorunları görülmesi normaldir. Yaygın prostat hastalığı ise prostatitis denilen, prostat iltihaplanmasıdır. Prostatitis’te ve prostat hipertrofisi’nde Polenin antibiyotiklerden daha etkili olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Polen araştırmacısı Alain Caillas (Fransa Tarım Akademisi - Polen araştırmaları ile ödül kazanmış ) kitabında şöyle özetlemiştir.
“Polenin prostat hastalıklarına da şaşırtıcı etkisi vardır. İsveçli iki araştırmacının, Upsala Üniversitesi Tıp Fakültesi Kliniği’nden Prof. Eric-Ask Umparc ile Lund Üniversitesi Cerrahi Kliniği’nden Dr. Gosta Jonson’un çalışmaları polenin prostatitis’e en iyi etkiyi yaptığını ortaya koydu. Prostat büyümesin de ise polen kürü ile yapılan denemeler aralıklı gelen ve uzun süren hafif ağrıların yok olduğunu ve idrara çıkma sayısının azaldığını gösterdi. Bilhassa ağır prostat geçiren yaşlı hastaları ameliyattan kurtarmıştır.”


YAŞLILIK SORUNLARINDA POLEN
Enerji üreten, dinçlik kazandıran polen, bilhassa ileri yaşlarda çok faydalıdır. Yaşlı insanların en çok yakındığı ve özlemini duyduğu sorun cinsel yetersizliktir. Kan yapıcı, hücre tazeleyici ve uyarıcı Polen bu soruna da büyük ölçüde yardımcı olmaktadır. Polenin, cinsel istek ve gücü canlandırdığı, kullananlarca doğrulanmıştır. Polen, bir aylık kürle, on yıl gençleştiren kimyasal içerikli   sihirli bir değnek değildir. Ancak devamlı ve düzenli kür kullanımı halinde; vücudu hastalıklardan korur, kurtarır, kanı güçlendirir, kaybolan cinsel yaşamı tekrar geri getirir, ömrü uzatır ve hastalıksız standardı yüksek bir cinsel   yaşam sürdürür.

KISIRLARDA POLEN
Polen kısırlarda da en önde gelen bitkisel gıdalardan biridir. Kısırlık tedavisinin en güç olanı sinirsel kaynaklı hormonal olan şeklidir. Kadın ve erkek beyninin ortasında bulunan nohut büyüklüğünde ki hipofiz bezi, belli zamanlarda kadınlarda yumurtalıklara, erkeklerde ise husyelere, omur ilik sinir telleri kı ile emir vererek yumurta ve sperm üretmelerini sağlatır. Korku, şok, stres, beyin özürü veya hastalıkları gibi nedenlerle hipofiz bezi bu görevini yapamaz ise kadında “ovülasyon yokluğu”, erkekte “ozosperm” denilen canlı sperm yokluğu ile kısırlıkları ortaya çıkarır. Dozajlı ve kaliteli bir Polenle birlikte alınan Arısütü, Kara kovan balı ve Kırmızı Ginseng, vücuda hem olağanüstü doğal protein, aminoasit, vitamin, mineral sağlayarak destek vermekte ve beyinde hipofiz bezindeki “Spazm”ı çözerek yumurta ve canlı sperm üretimini tam olarak üretmektedir.

BEBEK ÇOCUK VE GENÇLERDE POLEN
Yeni doğan bebek anne sütüyle beslenir. Eğer anne yeterli ve dengeli besleniyor ise; anne sütünün kalitesi, bebeğin beyin ve vücut gelişmesinin tam olabilmesi için yeterli olur. Dolayısıyla annenin süt verme zamanında Polen yemesi, bebeğin beyin ve beden gelişiminde, kemik kas yapısının güçlenmesinde, en önemlisi bebeğin bağışıklık sisteminin kuvvetli olmasında olağanüstü rol oynamaktadır. Aynı zamanda Polenle beslenen annenin, bebeğine verdiği anne sütü daha uzun sürer. Böylece hem bebeğin gelişme bozukluğu önlenir hem de bebeğin kabızlığı önlenir, gazı giderir ve hastalık kapmamasına yardımcı olur.
Gelişme çağındaki çocuklarda ise çocukların, bol kaloriye, bol protein, vitamin ve madenlere ihtiyaçları vardır. Polen fazlasıyla; Enerjiyi veren vitaminleri, boy uzatan hormonları karşılar, zekayı çalıştırır, kemik ve kas kuvvetsizliklerini giderir.
Bilhassa fast-food alışkanlıklarına başlama çağı olan ve gelişmenin durduğu genç yaşlarda kullanılan Polen kürleri; Gençlerin gelişmesini durdurmaz, sportif faaliyetlerde başarılı olmalarını sağlar, zekalarını çalıştırabilme kapasitelerinin en yüksek olduğu bu dönemde gerekli aminoasit ihtiyacını karşılar ve sonuç olarak hayata başlama adımlarında, beyin-beden gücü standartı yüksek olarak, polen kullanmayan akranlarından, hem fizik hem de başarı olarak daha da önde olurlar.

SAÇ DÖKÜLMELERİNDE POLEN
Polen, saçın suyu ve gübresidir. Saça faydası, kök kısmına yaptığı olumlu etkidir. Bileşiminde ki (doğanın sunduğu saf şekilde); B5 Vitamini (pantotenik asit), niacin ve cystin, saç kökünü en iyi şekilde besler, dökülmesini durdurur,   cansız kılların kıl hacmini geliştirir ve saçın gürleşmesini sağlar.
DÜNYA BİLİMADAMLARINA GÖRE POLEN VE FAYDALARI   :
"Geleneksel tıbbi tedaviler gören MİDE ÜLSER'li hastaların %29'u iyileşebilirken, Polen yedirilerek tedavi edilmiş MİDE ÜLSER'lilerin %59.2'sin de Mide yaralarının iyileştiği denenerek kanıtlanmıştır."
Rusya Irkomtsk Tedavi Kliniği

"Günde 2 gram Polen yiyen hastalardaki YARA VE YANIKLAR'ın iyileşmesinde %30 hızlanış ve artış olmuştur."

ABD Wagne Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Prof.Dr.N.S.Gimbal

"Polen, hayatın sırrı olan RNA ve DNA doludur. Uzun zamanlı hafıza, kromozonların yapısına giren RNA' ya bağlıdır. RNA'sız beyin taşıyan insan, kendi adını bile hatırlayamaz. Polen ZEKA'yıda arttırmaktadır.
Vikingler gözlemsel olarak farkettikleri poleni,   "mabud yemeği " olarak savaşlara giderken yerler ve ortalama 100 yıl yaşarlardır.
'Ensafalit' (Beyin iltihabı)'na yakalanan Danimarka'lı Jyte Elmgaad'a doktorları dört ay ömrü kaldığını açıkladılar. Kısa zamanda duyu özelliklerini kaybeden genç kadın, sağır, dilsiz ve kör olur. Bunun üzerine, Polen özü enjeksiyonları yapılır. Sonuç hayret vericidir. Hasta mucize şekilde ölümden kurtulur ve eski sağlığını kazanır.
BEYİN, PROSTAT, KARACİĞER, SOLUNUM YOLU İLTİHAPLARI VE DAMAR SERTLİĞİ'inde sonucu şaşkınlık veren tıbbi kürler devam etmektedir."
                                                            ABD / Call Enterprise -Jim Kenner
"Bizler bilim adamları henüz polenin nasıl olup da hastalıkları iyi ettiğini bilmiyoruz. (1969'da polenin bileşimi henüz tam bilinemiyordu). Fakat, çeşitli antibiyotik ilaçlarla tedavi edildiği halde iyi olmayan pek çok hastam, gözlerimin önünde iyi olmuşlardır. Bir çok SOLUNUM HASTALIKLARI'ının da polenle tedavi edildiğini ve hastaların gerçekten hastalığı ve nekahat süresini süratle atlattıklarını müşahade ettik. Söylenecek tek şey yok. İnsanlık demek ki burnunun dibinde bulunan bu "Harika İlacı" şimdiye kadar hiç farketmeden yaşamış"


İsveç Upsala Üniversitesi - Eric Ask Umparc


"Polen, harika besinlerin en üstünüdür. Kimyasal izler polende tüm vitaminler, proteinler, yağ, şeker, mineral, hormon, büyütücü faktör, pigment vs. bulunduğunu gösteriyor. Bu canlı dengeli besin beyni ve vücudu yorgun ve uyuşuk insanlara bir kaç günde canlılık ve yaşama neşesi veriyor. Büyüme faktörleriyle cılız ve durgun çocukların hızlı gelişmesini sağlıyor. Kansızlarda, bir ay süreyle her gün bir kahve kaşığı polen yedikten sonra yapılan laboratuvar denemeleri, kırmızı küreciklerin, milimetre küpte 500.000 arttığını gösteriyor.
Hafif laktasif, yani BARSAK ÇALIŞTIRICI'dır. İÇ ZEHİRLENMELER'i önleyicidir. Sabah ve öğle, vitamin almak için polen yiyiniz. Ilık süt, bal veya suya karıştırılır. Veya doğrudan yenilir. AŞIRI YORGUNLUK, ZAYIFLIK, HASTALIK, KANSIZLIK, YAVAŞ GELİŞME gibi durumlarda doz arttırılmalıdır. Hiç bir yan etkisi tespit edilmemiştir.
Son araştırmalar ERKEN İHTİYARLAMA'dan koruduğunu gösteriyor. Siz, 60 yaşından sonra 40 yıl daha dinç yaşamak istiyorsanız Poleni hemen her gün yiyiniz."

Kaynak : Pour vivre cink fois vingt ans ( 100 Yıl dinç yaşamak )
Yazar : Fransız Tıp Profesörü Dr.Robert Tocquet (5 ayrı dilde 26 tıbbi kitap ve ansiklopedi yazan Bilimadamı)


"Değişik laboratuvarlarda özellikle Rusya vitaminler Enstitü'sünde birçok kez yapılan izlere göre Polen, vitamin ve ferment gibi canlı cevherlerden yana çok zengindir. Prof.Joiriche, Dr.Chauvin ve Alain Caillas'ın yaptıkları Polen izleri gözönüne alınırsa, en başta SİNİR DENGESİ'ni korumaya yaradığı anlaşılır. BEYİN YORGUNLUĞU ve DÜŞÜNSEL BUNALIM sonucu ortaya çıkan, zayıf sinirli, gücü tükenmiş ve uyuşuk insanlar, günde yedikleri iki kaşık polenle gerçek bir sağlık verici, sakinleştirici ve dinçleştirici ilaç bulabiliyorlar.
ŞİŞMANLIK ve ZAYIFLIK, SÜRGÜN ve PEKLİK gibi karşıt durumlarda dengeye getirici, SAĞLIK KAZANDIRICI bir etki yapar. SALGI BEZLERİ'ni, HORMONAL SİSTEMİ uyarır. KOLİT, İNCE BARSAK İLTİHABI VE BARSAK KOKUŞMASI'nda faydalıdır. Özellikle KOLİBASİLLERE, MİKROPLARA, öldürücü ve üremeyi önleyici etkisi denenmiştir."


Kaynak : Le miel et pollen ( Bal ve Polen )
Yazar : Fransız Dr.Raymond Dextreit (Sağlık ve beslenme konularında 30'dan fazla kitap yazarı)
"Polenin iştahsızlık ve BARSAK TEMBELLİĞİ'ne faydaları bütün kullananlarla iyi bilinir. Polen ayrıca, MORAL ve RUH SAĞLIĞI'na yararlıdır. Bunları yitirenlere güven verir. Etkisi kısa süren "doping" ilaçlardan değildir. Vücuda tam bir kalıcı sağlık kazandırır.   YORGUNLUĞU AZALTIR ve sürekli etkisiyle   BEYİN ve KAS GÜCÜ sağlar.
Sayısız ŞEKER HASTASI polen kürü yapıyor. Örneğin, Lyon'dan Bayan B. son devrede ileri bir şeker hastası (diabetik) idi. İdrarının litresinde 48 gram şeker ölçüldü. Çeşitli ilaçlar kullanmasına rağmen iyileşme ümidini yitiriyordu. Günde 3 gram polen yiyerek 15 günlük kür yaptı. İlk kürün sonunda idrardan dışarı atılan şeker %87 düştü. Yenilenen kürler sonunda şeker, litrede 1 grama indi ve kol, bacak ve bel ÖDEM'leri (ŞİŞLİKLER) ile, Anjindö Puatrini (KALP YETMEZLİĞİ) daha iyi olduğu görüldü."


Fransa Tarım Akademisi - Dr. Alain Caillas ( Polen araştırmaları ile ödül kazanmış )


"BEYİN YORGUNLUĞU ve AŞIRI SİNİRLİLİĞİN çok görüldüğü entellektüel hastalarda, miyokard enfaktüsü ve kalbin KRONER DAMARLARININ TIKANMASI'nda polen sayesinde şaşırtıcı iyileşmeler görülüyor."



http://www.lovepowerman.net/
__________________

Bu ileti en son lovepowerman tarafından 23.09.2010- 22:59 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.

Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası  »  Diğerleri
 »  ARICILIK NEDİR ?

Forum Ana Sayfası

Forum Yazılımı:   php Kolay Forum (phpKF)  ©  2007 - 2010   phpKF Ekibi

Love Power Man

 RSS Beslemesini Görmek için Tıklayın   RSS Beslemesini Google Sayfama Ekle   RSS Beslemesini Yahoo Sayfama Ekle