phpKF - php Kolay Forum  
Ana Sayfa  |  Yardım  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
Forumunuz Hayırlı olsun yenilendi

Resim Ekleme

Bu Sayfadaki Bilgiler 04/05/2007 tarihli ve 5651 sayılı
Bu Sayfadaki Bilgiler 04/05/2007 tarihli ve 5651 sayılı "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun" Uyarınca Gerekli Durumlarda İletişim Sağlanabilmesi İçin Eklenmiştir. Lütfen Gerekli Durumlarda Kullanınız... İbrahim uzun Esatpaşa mah 3.demiryollu 1201.sk no:28 menemen/izmir/Türkiye email :Uzun_70@hotmail.com
Forum Ana Sayfası  »  Diğerleri
 »  Başarıya Giden Yol

Yeni Başlık  Cevap Yaz
Başarıya Giden Yol           (gösterim sayısı: 1.192)
Yazan Konu içeriği

boşluk

lovepowerman
[lovepowerman]
lovepowerman

Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 13.09.2010
İleti Sayısı: 2.586
Şehir: İzmir
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Web Adresi
Özel ileti Gönder

Konu Tarihi: 23.10.2010- 17:18
Alıntı yaparak cevapla  


Başarıya giden yol programlı çalışmadan geçer

1.Okunacak materyali her zaman zamanında okuyun ki sınav öncesi çalışma ve hazırlık sadece bildiğiniz materyalin tekrarından ibaret olsun. Son dakikada yapılan yoğun yepyeni materyalin çalışılması hatalı kavrama ve konuyu yanlış ve eksik kavramaya yol açar. Bu şekilde çalışılan materyali iyi hatırlayamazsınız ve sınavlarda düşük nota neden olur.
2.Yıl sonu ödevlerini ve projelerini zamanında bitirin ki sınav öncesinde sınavlara yoğunlaşacak zamanınız olsun.
3.Öğretmeninize sınavda hangi materyalin kapsanacağını sorabilirsiniz; hangi konular, laboratuvar deneyleri, ders notları, ödevler ya da okunacak materyal gibi. Aklınızı karıştıran soruular varsa bunları mutlaka sınavdan önce çözmeye çalışın. Derslerden önce ve sonra öğretmeninizden yardım alabilir ya da arkadaşlarınızdan yararlanabilirsiniz. Anlamadığınz birşeyi sınavda yanıtlamanız imkansızdır.
4.Sınava hazırlanmak için harcayacağınız süreyi planlayın. Çalışırken saatte bir 5-10 dakikalık aralar verin.
5.Önceden verilen okuma ödevlerini her seferinde baştan sona okumamak için önemli yerleri işaretleyin ve kendiniz notlar ekleyin.
6.Haftada bir tekrarlanması gerekenleri tekrarlayın. Dersin açıklamalı notları, okunacak materyal, örnekler, problem çözümleri gibi.
7.Geri dönen ödevleri, quizleri ve sınavları saklayın, inceleyin ve düzeltin. Yanlış yapmış olduğunuz soruların doğru cevaplarını şimdi bildiğinizden ve anladığınızdan emin olun. Doğru cevaplar için açıklamaya ihtiyacınız varsa öğretmeninizden yardım alabilirsiniz.
8.Öğretmeninizin sınav hazırlama ya da sınavda soru sorma yöntemine dikkat edin.
9.Önceden sanki sınavı siz hazırlıyormuş gibi olası soruları hazırlayın. Ve sınavı cevaplayın.
10.Çoktan seçmeli sorulara farklı, açık uçlu sorulara farklı şekilde hazırlanın. Çoktan seçmeli sorularda size verilen seçenekler arasından doğru cevabı seçeceksiniz. Açık uçlu sorularda ise kendinizin bildiklerinizden yeni bilgileri kendi ifade tarzınızla yeniden üretmeniz gerekecektir.
11.Çalışacağınız materyali yeniden işlemek ve güçlendirmek için yeniden düzenleyin. Örneğin tarih dersi notlarınız kronolojik olarak düzenlenmiş ise bu sefer sebep/ sonuç, problem ve çözümü ya da biyografik olarak yeniden düzenleyin. Ya da matematik dersi notlarınızı kavramlara göre ya da verilen örneklerin türüne göre yeniden düzenleyebilirsiniz. Bu şekilde notlarınızı yeniden yazmanız gerekir ve bu da daha iyi hatırda kalmalarına ve öğrenmeyi arttırmaya yarar.
12.Konuyu daha iyi anlamak için daha derinlemesine algılamaya ve işlemeye çalışın ve bakış açınızı değiştirin. Bu şekilde bilgiler daha iyi yerleşecek ve ilişkilendirilebilecektir. Özellikle size hatırlama düzeyinde sunulmuş bilgileri uygulamaya çalışın. Örneğin Jung ya da Freud un psikitik teorilerini çalışıyorsanız bir miti ya da masalı bu teorilere göre çözümleyin.
13.Arkadaş çalışma grubunuzda (2-4 kişi) önce tek başınıza çalıştıktan sonra örnek soruları birlikte çözün. Birbiriniz test edin ve çözümleri birlikte geliştirin. Ders notlarınızı ortaklaşa kullanın.
14.Problem çözme sınavlarında da aynı yöntemi kullanabilirsiniz.
15.Sınavdan önceki gece uykunuzu alın. Bu şekilde bildiklerinizi daha iyi kullanabilirsiniz ve sınav performansınız daha iyi olur. Araştırmalar en az 4 saatlik bir uyku ve proteinli bir öğün yemeğin sınav öncesinde en iyi hazırlık olduğunu göstermektedir.
"Başarıya giden yol sadece çok çalışmaktan geçmez."

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ

Geçmişte başarılı olmak için öne sürülen reçete " çalışmak, çalışmak ve yine çalışmak" veya "çok çalışmak" şeklindeydi.
Oysa günümüzde "çok çalışmak" yerini "etkili çalışma" ya bırakmıştır." Etkili çalışmak "; zamanı belirlenmiş amaçlar ve saptanmış öncelikler doğrultusunda programlı olarak kullanmaktır.Etkili çalışma programı içerisinde eğlenmeye, dinlenmeye, aileye,sevdiklerine zaman ayırmaya ve hobilere daima zaman vardır.
Öğrencilerin başarılı olabilmesi için;
- Çok çalışmak değil etkili çalışılması
- Amacın açık ve net bir tanımının yapılmış olması
- Kişinin buna inanması
- Ve bu amaca uygun yıllık, aylık ve haftalık programların düzenlenmesi şarttır.
Amacına zaman ayırmayan kişi "amaç sahibi" değil "hayal sahibi"dir
Amaçlar davranışları başlatır, sonuçlar bu davranışları sürdürür.
Amacını açık seçik belirlememiş kişi dümensiz gemiye benzer. Gemi sürekli yol alır, içindekiler bir şey yaptıklarını sanırlar, ancak geminin akıbeti şansa ve kadere kalmıştır. Bu gemi kayalara çarparak parçalanacağı gibi, hiç ilgisiz bir limana da gidebilir.
Kişi amacını belirlemeli, belirlediği amacına ulaşacağına inanarak çalışmalıdır. Her insan belirlediği amacına ulaşamayabilir. Amaçlarına ulaşanlar mutlaka inanmış kişilerdir.
Başarılı Kişiler;
- Güçlerinin, niteliklerinin ve yeteneklerinin sınırını bilen, sahip olduğu olanaklardan haberdar olan,
- Zamanlarını amaçları için planlı ve düzenli olarak kullanan, önemli ile önemsizi birbirinden ayıran,
- Koşullardan şikayet etmek, pişmanlık duymak ve hayıflanmak yerine önündeki problemi nasıl çözeceğine bakan,
- Dünyayı ve komşuları değiştirmek yerine kendini değiştirme gayreti içinde olan,
- Sebepleri kendi dışında değil, kendi içinde arayan,
- Sonucunu değiştiremeyeceği durumları kabul edip, problemlerini çözmek için yeni alternatifler yönelen,
- Sabırlı, kendine güvenen, gerçekçi, yaşama umutla bağlı olan kişilerdir.
“Eğitim işlerinde ne olursa olsun başarı kazanılmalıdır. Bir ulusun gerçek kurtuluşu ancak bu yolla olur.” Mustafa Kemal ATATÜRK
Birçok kişi elde ettiği imkan ve başarıyı eğitime borçludur. Eğitim yoluyla insanın sahip olacağı meslek çok kere kişiyi ruhsal açıdan doyurur ve maddi olarak rahatlatır. Bu durumun sağlayacağı imkanlar kişinin hayattan daha fazla zevk almasını mümkün kılar.
İyi bir eğitim hayat standardını yükseltir,hayattaki çeşitli olaylar arasındaki gerçekleri, bağlantıları ve ilkeleri görmek ve anlamak becerisini kazandırır. İyi bir eğitim aynı zamanda kişide yeni ilgi alanlarının gelişmesine yardım ederek hayatı daha zevkli ve ilginç kılar.
Eğitim hayatın inceliklerini görmeyi sağlar. Hayatın zevki çeşitliliğindedir. Ayrıca yüksek öğretim görmenin önemli avantajlarından biri de kişiye farklı ilgilere, becerilere, görüş ve inançlara sahip insanlarla bir araya gelme imkanı vermesidir. Böylece insanın kendi ufkunu genişletmesi, yeni sentez ve yorumlara gitmesi mümkün olur.

Kazananlar ve Kaybedenler
Kazanan her zaman çözümün bir parçasıdır, kaybeden her zaman problemin bir parçasıdır.
Kazananın her zaman bir programı vardır,kaybedenin her zaman bir özürü vardır.
Kazanan "Bu işi senin için yaparım" der,kaybeden "Bu benim işim değil ki" der.
Kazanan her sorunda bir çözüm görür, kaybeden her çözümde bir sorun görür.
Kazanan "Uzak ama yolu biliyorum" der, kaybeden "Yakın ama yolu bilmiyorum" der.
Kazanan çakılların yanındaki çimeni görür, kaybeden çimenin yanındaki çakılları görür.
Kazanan "Zor olabilir ama mümkün " der, kaybeden "Mümkün ama çok zor" der.
“Kaybetmeyi göze alsanız da,kaybetmemektir bütün sorun. Siz kazanan olun.”

Öğrenciler, zamanlarının büyük kısmını, okula ve ders çalışmaya ayırdıkları halde, çoğu kez çabalarının başarılı olmalarına yetmediğini; veliler de çocuklarının ders çalışmaya yeterince zaman ayırdıkları halde başarılı olmakta zorlandıklarını belirtmektedirler.
Bunun sonucu, öğrencilerin ders çalışırken kullandıkları becerilerin ve yöntemlerin etkililiği ve yeterliliği konusu sık sık gündeme gelmektedir. Öğretmenler ise sadece kendi alanları ile ilgili bilgi ve beceriler yanında öğrencilerine “nasıl çalışılması” gerektiği konusunda da yardımcı olmayı istediklerini ve bunu gerekli gördüklerini sık sık dile getirmektedirler.
Çok çalışmasına rağmen çalışma yöntemini bilmeyen öğrenciler umutsuzluğa kapılmaktadırlar. Bu öğrenciler sınıf düzeyleri yükseldikçe kendilerini öğrenmeye motive etme, öğrenme süreçlerini planlama ve değerlendirme konularında yetersiz kalmaktadırlar. Bu durum öğrencilerin okuldaki başarılarını ve buna bağlı olarak okul sonrası yaşamlarını da olumsuz yönde etkilemektedir.
Ana, baba ve öğretmenlerin öğrenciden genel beklentisi, onların "derslerine çok çalışıp, başarılı olmaları" yönündedir. Beklenti böyle olunca başarısızlığın nedeni, "yeterince çalışmamak" olarak görülmekte ve öğrenciden sürekli daha çok çalışması istenmektedir. Oysa gerekli olan "bilinçsizce çok çalışmak" değil; verimli ders çalışma yollarını iyi bilerek ve bunlardan gereğince yararlanarak etkili çalışmak”tır. Ayrıca başarıya öğretmen, öğrenci ve veli üçgeninin dayanışması ile ulaşıla bilineceği unutulmamalıdır.
Verimli ders çalışma yollarını öğrenmek isteyen öğrencinin, önce bu yönde olumlu alışkanlıklar kazanmaya kararlı ve niyetli olması gerekir. Buna karar verdikten sonra ders çalışmasını aksatan ya da kolaylaştıran alışkanlıklarının bir listesini yapmalıdır. Bir yandan listede yer alan olumsuz alışkanlıklarını bırakmaya çalışırken öbür yandan da olumlu alışkanlıklarını pekiştirmek için çaba göstermelidir. Çalışma ve denemeler, olumsuz alışkanlıklar atılıncaya, olumlu alışkanlıklar iyice yerleşinceye kadar sürdürülmelidir.
“Daha fazla güç, yetenek veya daha büyük fırsata ihtiyacımız yok. İhtiyaç duyduğumuz şey sahip olduğumuzu iyi kullanmaktır.
“Aradığınız altın fırsat içinizdedir. Çevrenizde, şansta, tesadüfte veya başkalarının yardımında değildir, sadece içinizdedir.”
“En başarılı insanlar bu ayrıcalıklarını, farklı bir yeteneğe sahip oldukları veya kendilerine bir fırsat sunulduğu için elde etmemişlerdir. Elde olan fırsatı kullanmışlardır.”

BAŞARILI OLMAK İÇİN
I .AMAÇLARIN VE ÖNCELİKLERİN BELİRLENMESİ GEREKİR

Zamanla aynı anlamda kullanılabilir. Geçen zaman kullanılmaz ve telafi edilmez. Zamanı boşa geçirmek, hayatı boşa geçirmek demektir.
Planlama geleceği bu güne getirmek demektir.
- Amaçlarınızı net bir şekilde belirleyip tanımlayın
- Önem sırasına koyun
- Birinci derecede önemli birden fazla amacı bir arada gerçekleştirebilmek mümkün değildir. Bir seçim yapıp gücünüzü sizin için en önemli olan ve kendinizi en güçlü hissettiğiniz amaca yönlendirin
- En önemli grupta yer alan amaçlarınızı gerçekleştirebilmek için her gün belirli bir süre ayırın. Harcadığınızın gayretin değil, elde ettiğiniz sonuçların üzerinde durun
- Amaçlar motivasyon için temel oluşturur, davranışı yönlendirir
- Çalışmak istedikleri halde çalışamadıklarını söyleyen öğrencilerin büyük çoğunluğu, çalışmak için kendilerine ait gerçekte benimsedikleri bir sebepleri olmayanlardır. Öğrencinin çalışmak için kendisine
ait bir sebebi yoksa verimli çalışması mümkün değildir.
“Erişmek istedikleri bir hedefi olmayanlar, çalışmaktan da zevk almazlar”
Her çalışma bir amaca yönelik olmalıdır. Bu amaçlar, bir problemin çözümünü öğrenmek, bir yazıdaki ana düşünceyi bulabilmek vs. olabilir. Bunları iyi belirleyerek çalışmaya başlayan kişiler, bu yakın amaçlara ulaşa ulaşa sınıfını geçmek, okulunu bitirmek ve sınavı kazanmak biçiminde özetlenen uzaktaki amaçlarına da ulaşmaktadırlar. Başarı insanın düşlediklerini gerçekleştirmesidir. Bunu yapabilen her kişi başarılıdır. Düşlemek bilinçli bir eylemdir. Düşlerimizin yürekten gerçekleşmesini ister ve ona ulaşmak için yola çıkarsak, bu uğurda inancımızı ve kararlılığımızı bir an bile yitirmezsek amacımıza ulaşırız.
Çabalamadan hayal kurmak ise miskinlerin, bedavacıların işidir. Çalışmadan kazanamayız. Unutmamak gerekir ki başarı için “yüzde elli yürek, yüzde elli kürek” gerekir. Başarılı insanların tümü şans faktörünü işin başında dışlar. İşi şansa bırakmayın. Şans, rastlantı ya da başkasının yardımı gibi faktörlerin başarıda ki yeri % 1 bile değildir.
“Talih nedir? Sadece şans değildir. Talih; fırsatı yaratmak, orada olduğunda fark etmek ve geldiğinde almaktır.”
“Ne kadar çok çalışırsanız, o kadar talihli olursunuz.” “Kendi fırsatlarınızı yaratmalısınız.”
“İnsanı kendisiyle yüz yüze getiren bazı sorular: "Belirli bir zamanda nerede olmak istiyorum?" "Oraya nasıl gideceğim?" "Kendimi bulduğum yerden, olmak istediğim yere götürmek için ne yapmalıyım?" "Harekete geçmem için atmam gereken ilk küçük adım nedir?"
“Bir yanda seyahat edenler; diğer yanda bir yerlere gidenler vardır. Bunlar hem birbirlerinden farklı , hem de birbirlerinin aynıdırlar. Başarılı olanların rakiplerine üstünlüğü şudur: Başarılı olanlar, nereye gittiklerini bilenlerdir.”
Amaçsız bir çalışma dümensiz bir gemi ile okyanusa açılmaya benzer. Rüzgâr nereye sürüklerse oraya gidersiniz. Gemi yol alır gibi görünür ama büyük bir olasılıkla kayalara çarpar. Amacınızı belirlerken, ona ulaştığınızda çok mutlu olacağınıza inandığınız ve yolculuğundan zevk alacağınız bir amaç olmasına özen gösterin. Bir insanın sevmediği bir işi yapması ve buna katlanmak zorunda kalması yaşamı boyunca mutsuz olmasına yol açacaktır.
Açıkça Tanımlanmış Hedefler
Ne istediğinizi bilmelisiniz. Enerjiniz, bilginiz ve azminiz bir amaca yönelmeli ve bu amaç açık, somut ve kesin olmalıdır. Hem iyimser hem de gerçekçi olmalıdır. Bunlar gerçekleştikten sonra, amacınıza ulaşmak için bazı şeyler yapmanız gerekir.
Öngörü, karanlıkta kalmış bir yolu aydınlatan ışıkla karşılaştırılabilecek bir tür hedeftir. Hedefinizi somutlaştırmayı ve onu olmasını istediğiniz sonuç olarak ifade etmeyi başardığınızda, bu ışık yoğun bir lazer ışınına dönecek ve bir duvarı delip geçecek kadar güçlü olacaktır. Önünüzdeki hedefi açık bir şekilde gördüğünüzde ve bu hedefi tüm kalbinizle kendinizle özdeşleştirdiğinizde, doğru kararları kendiliğinden verebileceksiniz.
Konunun özüne inmeye çalışın. Gerçekten istediğiniz şey ne? Gereksiz ve yararsız olanları bir kenara attığınızda geriye ne kalıyor? En öncelikli sorun ne? Sizin için gerçekten önemli olan şey ne? Amacınıza ulaşmak için neye gereksiniminiz var? Aslında tamamen başka bir şeyin peşindeyken, kendimizi sık sık ilgisiz bir şey için çabalarken bulabiliyoruz.
Yoğunlaşma ve Esneklik
Amacınıza ulaşmak için, eylemleriniz o amaç üzerinde yoğunlaşmış olmalıdır. Zihninizde bir resim çizerek ne istediğinizi şekillendirir ve tüm dikkatinizi buna verirsiniz. Bunu ,başka bir şey yaparken bile zihninizin bir köşesinde tutun. Bu, sizin uyanık olmanızı ve karşınıza çıkan fırsatları değerlendirmenizi sağlayacaktır.
Eğer bir öncelik sıralamanız yoksa,her şeyi bir seferde yapmaya çalışıp sonra da hiç bir şey yapamama tehlikesiyle karşı kargıyasınız demektir.
“Başarının gereği, arzunuzun tamamen saplantı, düşünce ve amaçlarınızın koordineli ve enerjinizin gevşemeden konsantre olması ve uygulanmasıdır.”
İrade Gücü
Hedefinize ulaşmak için irade gücü ve azim göstermeniz gerekir. Hedefinize ve ona ulaşmak için seçtiğiniz yola inanmalısınız. Sizden istenen işi yapmaktan zevk almalısınız. İleriye dönük mücadele isteğiniz, enerjinizi amacınız üzerinde yoğunlaştıracaktır.
Hedefle ve gerçek arasında derin bir ayrılık bulunduğunda, sabırsızlaşma eğilimi gösteririz. Sanki tüm dünya bize karşı elbirliği etmiş gibi görünür. Herkes rüzgâr gibi eserken biz ağır ağır yürümek zorunda kalmışızdır. Bu hiç de adil değildir! Mevcut durumla istenen sonuç arasındaki boşluğa yaratıcı gerginlik denir. Kendinize acıyacağınıza, bunu sizi hedefinize biraz daha yaklaştıran bir şeyler başarmaya sevk eden bir enerji kaynağı olarak görün.
Aksilikler arka arkaya gelse bile kendinize inanmayı sürdürün. Yenilginin bir bozgun olmasına izin vermeyin, aksine bunu öğrenmek için bir şans olarak algılayın: Yanlış giden neydi? Niye böyle oldu? Bir daha ki sefere bunun olmaması için ne yapabilirim? Başarı ve bozgun arasındaki fark azimdir.
“Ben bir işte nasıl muvaffak olacağımı düşünmem, o işe neler mani olacak diye düşünürüm. Engelleri kaldırdın mi iş kendi kendine yürür.”Mustafa Kemal ATATÜRK
Engeller ve direnç sizi güçlendirir ve kendi yeteneklerinize güvenmeye sevk eder. .Engellerin üstesinden gelerek kendinize güveninizi pekiştirirsiniz. Başa çıkılmaz bir engelmiş gibi görünen şeyler bazen yeni ve kolay yollar bulmanızı sağlayabilir. Girdiğiniz yarışma karşı karşıya geldiğiniz zorlukların sizi stratejinizi yeniden düşünmeye mi sevk edeceğini , yoksa bu zorlukların sizi Amacınıza götüren yolda daha mi güçlü kıldığını belirlemektedir.
“ Üşenme ! Erteleme ! Vazgeçme ! “
“ Bekleme; "Doğru zaman" asla gelmeyecektir. Bulunduğun yerden başla ve senin emrinde olabilecek her türlü araçla çalış. Gideceğiniz yol üzerinde daha iyi aletler bulunacaktır.”
“ Başarısızlık insanı hayal kırıklığına uğratabilir ama denememek yok olmaya mahkum edecektir.”
“Bir amaç için uğraştığınızda işler ters gittiğinde, sendelediğinizde veya düştüğünüzde utanmamalı, tekrar denemek için gereken cesareti toplamalısınız.”
“Olağanüstü fırsatlar beklemeyin. Olağan durumlara el koyun ve onları olağanüstü hale getirin. Zayıf insanlar fırsat bekler, güçlüler kendileri yaratır.
“Kayda değer hiçbir şey kolay elde edilemez. Çalışmak, sürekli çalışmak; sonunda sizi istenen sonuca götürecek tek yol budur.”
“Yaşam, siz başka planlar yaparken olup biten şeylerin toplamıdır.” Planlama bir başlangıçtır, plan yapanı hiç bir yere götürmez. Yaşam bir şeyler yapmaktır. Peki siz ne yapacaksınız?
Zamanınızı ve yaşamınızın kontrolünü elinizde tutun.
Gün bugündür,Yer burasıdır,Yaşam sizin yaşamınızdır
Geleceğinizi etkileme fırsatına sahipsiniz,Günü yakalayın,Bu anı kullanın
Şimdi harekete geçiniz.“Bilginin efendisi olabilmek için çalışmanın uşağı olmak şarttır.”
“İçinizde öyle güçler vardır ki, keşfedip kullanabilseydiniz, olmayı hayal ettiğiniz veya tasarladığınız her şey olabilirdiniz.”
“Başarmanın ilk adımı, önce yapabileceğimize inanmaktır.”

II . PLANLI ÇALIŞMAK GEREKİR

Planlı çalışma baştan sona amaçlı bir iştir. Planlı çalışacak bir öğrencinin planlı olmanın önemini ve gereğini kavramış olması gerekir.
Plan öğrenciye:
- Bir işin hazırlanmasında kendine yeterli zamanı yaratmasını sağlar
- Daha etkin olmasına yardımcı olur
- Kendisine güvenini yükseltir
- Sorunlarını çözmesini kolaylaştırır
- Doğru karar vermesini sağlar ve sık sık karar değiştirmekten kurtarır
Her öğrenci çalışma planı yapmayı bilmelidir.
- Planlar günlük, haftalık ve aylık olarak düzenlenmelidir
En iyi öğrenilen saatler zor öğrenilen dersler için ayrılmalıdır.
- Çalışmak için ayrılacak saatler saptanırken çalışılacak dersin sınıfta verildiği gün ve saate yakın olmasına dikkat edilmelidir. Bu durum unutmayı azaltır, öğrenilenleri pekiştirir
- Her öğrencinin; en iyi anlayabileceği saatler farklı olmakla birlikte herkes için etkili öğrenme zamanı uykudan önceki ve sabahın erken saatleridir
- Çalışma planı, ani olarak ortaya çıkabilecek durumlarda çalışmanın değişik saatlere kaydırılmasına olanak verecek esneklikte olmalıdır
- Çalışma sürelerinin uzunluğu derslerin özelliklerine göre düzenlenmelidir
- Çalışma saatleri olabildiğince her zaman günün aynı saatleri arasında olmalıdır
- Yemeklerden hemen sonra çalışılmamalıdır
- Hangi saatte neyin çalışılacağı kesin olarak önceden bilinmelidir
- Çalışma aralarındaki dinlenmeler ne çok uzun ne de çok kısa olmalıdır
- Yapılan plana ne ölçüde uyulduğu günün sonunda mutlaka denetlenmelidir
- Plana uymanın bir zorunluluk olduğu içsel olarak duyulabilmelidir
Zamanı Verimli Kullanma
“Gününü faydalı bir şekilde kullanmasını bilen bir insan için asıl mutluluk akşam vaktinde gelir.”
Öğrenciler bedensel, zihinsel, duygusal yapıları, ilgileri ve yetenekleri bakımından birbirlerinden farklıdırlar. Bir öğrencinin isteyerek çalıştığı ve hemen öğrendiği bir dersi bir başka öğrenci zor öğrenebilir. Bir başka öğrenciyse çabuk yorulabilir ya da çalışmak istemeyebilir. Bu nedenle bir ders ya da konu içinde ayrılacak süre öğrenciden öğrenciye değişir. Her öğrenci zamanı kendine göre ayarlamalıdır.
Bir saat çalıştıktan sonra araya 5-10 dakikalık dinlenme koymak yararlı olur. Bu sayede bir saatlik çalışma sonunda dağılan dikkat ve azalan verim tekrar kazanılır.
Ders çalışmak için gerekli gücün toplanabilmesi bakımından eğlenmeye ve spora da zaman ayrılmalıdır. Ancak bu süre gereğinden fazla olmamalıdır.
Planlı Çalışma
Geri getirilmesi olanaksız olan tek şey zamandır. Zaman hızlı ve coşkun akan bir ırmağa benzer. Zaman ancak planlı bir çalışmayla değerlendirilebilir. Zamanı programlarken kendinize 5 yıl sonra, 1 yıl sonra, 3 ay sonra, 1 ay sonra , 1 hafta sonra, yarın neleri başarmak isterdim sorularını kendinize sorun.
Arkadaşlarınız her çağırdığında koşa koşa gitmeyerek,evde oradan oraya amaçsız dolaşmayarak, televizyona esir olmayarak, evdeki sohbetlerin tümüne katılmayarak zamandan tasarruf yapıp sizi mutlu kılacak eğlence - oyun gibi faaliyetlere de zaman artırabilirsiniz. Bu günün işini yarına bırakmayın.
Zamanı boşa geçirmek, hayatı boşa geçirmek demektir. Zamanı kontrol etmek de hayatı kontrol etmek demektir. Öğrenciler, ders çalışmanın gerekliliğini bilmekte fakat nasıl ve ne kadar çalışmak gerektiğini bilmemektedir. Diğer yandan öğrencilerin ders çalışma motivasyonu da çalışma davranışını etkilemektedir. Nasıl ve ne kadar çalışacağını bilemeyen öğrenciler bu nedenle çalışma motivasyonu da oluşturamamaktadır. Kişiye özel öğrenci ders çalışma programının gerekliliği herkes tarafından kabul edilmektedir.
Birden çok iş ya da ders üzerinde ayni günde çalışmanız gerektiğinde hangisinden işe başlayacağınızı bilemediğiniz ya da çalışmaya başlamak için karar veremediğiniz anlar oluyor mu? Bu soruya yanıtınız "evet" ise, sizin planlı çalışmayı bilmediğinizi kolayca söyleyebiliriz. Bu tür bir durumla, yani aynı zamanda birden çok dersi çalışmayla yüz yüze geldiğinizde, derslerden her birinin üzerinizde yarattığı ruhsal baskı, bunlardan herhangi birine kendinizi tümüyle vermenizi engelleyerek ve verimsiz biçimde işlerden birini bırakıp ötekine atılmanıza neden olacaktır. Birden fazla amacı bir arada gerçekleştirebilmek mümkün değildir.
Bu tür kararsızlık ve karışıklık ancak hangi dersi ne zaman yapacağınızı belirli bir sıraya koymakla yani "Karar Vermekle" ortadan kalkar. İşte çalışmada plan; "nasıl", "ne zaman" ve "nerede" çalışacağınıza karar vermek demektir.
Öğrenciler günlük ve haftalık bölümleri de olan aylık çalışma planlarında;

Hangi derslere, haftanın hangi günleri çalışacaklarını,
Geçmiş konuların tekrarına ne zaman yer vereceklerini,
Sınav tarihlerini,
Hazırlayacakları ödevlerin neler olduğunu ve zamanını,
Planlarına aldıkları, ancak çeşitli nedenlerden ötürü zamanında yapamadıkları çalışmalarını ne zaman tamamlayacaklarını,
Dinlenme, müzik dinleme, televizyon izleme, spor yapma sinema ve tiyatroya gitme gibi ders dışı etkinliklere ne zaman yer vereceklerini göstermelidirler.
Günlük çalışma çizelgelerinde; okulda geçen saatler, ders çalışma, eğlenme, dinlenme, ev işlerine yardım ve uyku saatleri gösterilmiş olmalıdır.
Çalışmaya başlayacağı zaman kendini yorgun ve isteksiz hisseden öğrenci çalışma saatlerini yanlış seçmiş demektir. Beklemeden günlük çalışma çizelgesinde gerekli değişikliği yapmalıdır.
Planlı çalışarak her işe gerektiği kadar zaman ayırabilir, yapmak isteyip de yapamadıklarınıza zaman kalmasını sağlayabilirsiniz. Daha huzurlu olur ne yapacağımızı düşünerek yitirdiğiniz zamanı kazanabilirsiniz. Bir dersi bırakıp diğerine geçmez, her derse gerektiği kadar zaman ayırmış olursunuz. Günü gününe çalıştığınız için sınavlar öncesinde aşırı çalışmaya gerek kalmaz. Çok fazla sınav paniği yaşamazsınız. Çalışma veriminiz artar, öğrendikleriniz daha kalıcı ve etkili olur. Bu nedenlerle ortaya çıkan anne ve babalarımız ile yaptığımız tartışmalarda ortadan kalkar. “ İyi at kendisine kamçı vurdurmaz”.
“Yenilgiyi, planlarınızın sağlam olmadığına bir işaret olarak kabul ediniz. Planları yeniden kurup, yeniden hedeflediğiniz noktaya doğru yol alınız.”
“İnsanların çoğu, başarısızlığa uğrayan planların yerine yeni planlar yaratma azimleri olmadığı için başarısızlığa uğrarlar.”

ÇALIŞMAYA BAŞLAMAK

1-ÇALIŞMA ORTAMINA İLİŞKİN DÜZENLEMELER:

Öğrencinin ders başında geçirmeyi planladığı zamandan en iyi biçimde yararlanmasını sağlamak,verimi arttırmak için çevre koşullarını en iyi şekilde düzenlenmesi gerekmektedir
Çalışmayı kesen ya da dikkati dağıtan faktörler başlıca;
-Bireyin kendinden kaynaklanan,
-Çevre koşullarından kaynaklanan faktörler olarak ikiye ayırabiliriz.

FİZİKSEL KOŞULLARIN DÜZENLENMESİ:

a) Çalışma odası ve masası: Çalışma odası özel olarak döşenmelidir.
Çalışma masası camın hemen kıyısında olmamalı,aşırı sıcak ve soğuğa maruz kalınmamalıdır. Çalışma odası iyi havalandırılmış olmalı,kirli hava (oksijen azlığı)gerginliğe yol açar ve baş ağrısına neden olduğu için öğrenmeyi güçleştirir.
Çalışma masası ve yüksekliği kişinin boyuna göre ayarlanmalıdır.Çalışma masası çalışma faaliyetler için kullanılmamalıdır.Çalışma ortamı ve masası sadece çalışma için kullanılmalıdır. Böylece ortam ve masa çalışma için uyarıcı niteliği taşır ve çalışmayı başlatır. Çalışma masasının başında eğer öğrenci hayal kurmaya başlamışsa o ortamı terk edip tekrar dikkatini toplayıncaya kadar çalışma ortamına dönmesinde yarar vardır. Böyle alışkanlıklar edindiği takdirde çalışma ortamına dönmek kendiliğinden çalışma
davranışını başlatır. Çünkü masaya oturmak çalışmaya başlamak için "uyarıcı" görevi görür. Çalışma bitince masanın düzenli bırakılmasında yarar vardır.
Çalışmaya başlamadan önce çalışma sırasında gerekli olacak bütün malzemenin el altında bulunması, dikkatte kopmalara yol açacak nedenleri önlemek açısından yararlıdır.
b) Sandalye: Çalışma koşulları için ideal bir oturma aracıdır. Koltuk gevşemeyi sağladığı için öğrenmeyi güçleştirir.
c) Sessizlik: Çalışma odası sessiz olmalıdır. Özellikle müzik dinleyerek tv izleyerek ders çalışmak verimi düşürür. Çalışma odasında bulunan telefon çalışmanın kesilmesine neden olur.
d) Çalışma masasının karşısında asılı poster,resim vb şeyler dikkati dağıtan en önemli faktörlerdendir. Bunların mümkün olduğu kadar çalışma masasından görülmeyecek bir yere asılmasında yarar vardır.
e) Çalışma köşesi: Her öğrenci ayrı bir çalışma odasına sahip olmayabilir. Fakat sessiz bir odanın bir köşesini çalışma köşesi olarak düzenlemekte yarar vardır. Rast gele farklı yerlerde çalışmak yerine aynı köşeyi kullanmakta yarar vardır. Çalışma köşesinin mümkün olduğu kadar uygun ışık,sıcaklık, ses gibi özellikler dikkate alınarak düzenlenmelidir.

2- ÇALIŞMAYI SÜRDÜRMEK DİKKATİ YOĞUNLAŞTIRMAK

Dikkat bir şeyi öğrenmek amacıyla gösterilen zihinsel çabaya denir. Öğrencinin dikkatini konu üzerinde toplamadan çalışmada direnmesi boşuna zaman yitirmekten   başka bir şey değildir. Çünkü dikkat olmadan öğrenmede olmaz. Bu tür çalışma anlayışı verimli olmadığı gibi öğrencide ders çalışmaya karşı isteksizlik, ilgisizlik, hoşnutsuzluk ve bıkkınlık duygusuna neden olur.
Ders üzerine dikkati toplayamamanın iki nedeni vardır. Birincisi bu konuda bir alışkanlığa sahip olmasıyla ilgilidir. İkinci neden ise,konu üzerinde çalışırken, konu dışındaki bir sorunun zihni rahatsız etmesidir.
Dikkat doğuştan değil alıştırmalarla kazanılan ve geliştirilebilen bir alışkanlıktır.

Çalışmada dikkati dağıtan bazı nedenler
- Önemsiz sorunların zihni oyalaması.
- Duygusal sorunların olması. Duygusal sorunlar insan zihnini bir kısır döngüye sokar.
- Çalışırken gereksiz ayrıntılara dalınması.
- Çevrede olumsuz uyarıcıların olması.
- Öğrencide yetersizlik duygularının bulunması.
- Öğrenilecek bilgilerin sistemsiz, zor ve karmaşık olması.
- Düzensiz ve amaçsız çalışılması.
Dikkati Uyanık Tutma
İnsanda dikkat her an vardır, önemli olan bunun çalışılan konu üzerinde toplanabilmesidir. Sevilen ve ilgi duyulan bir konu, dikkatin uyanık tutulmasına yardım eder. Daima belirli yerlerde çalışmak, gürültünün bulunmadığı ortamlarda çalışmak, sandalyede oturarak çalışmak, masada gerekli araçlar dışında başka şeyler bulundurmamak, çalışma yerini 18-20 derece sıcaklıkta tutmak, işleri sıraya koymak, işleri bitirmede kendinizle yarış kararı almak, her seferinde bir çeşit işle çalışmak dikkatin dağılmasını önleyici yöntemlerdir.

ÇALIŞMAYI SÜRDÜRMEK:

Dikkatin dağılması nedeniyle verimin düşmesi hem ders başında geçen sürenin uzamasına hem de ders dışı etkinliklere daha az zaman ayırmaya neden olur .O zaman amaç,en kısa sürede en verimli çalışmayı gerçekleştirmek olmalıdır. Dikkati dağıtan faktörleri dış ve iç faktörler olarak ayırabiliriz. Dış faktörler;çalışmaya başlama bölümünde özetlediğimiz çevresel faktörlerin tümüdür. Bunları mümkün olduğu kadar en aza indirmek gerekir. İç faktörler ise,endişeler ve hayal kurma şeklinde özetlenir. Ders çalışırken öğrenci hayal kurmaya başlarsa çalışmayı kesmeli ve hayal kurmayı bitirdiği takdirde derse dönmelidir.
Günümüz eğitim sistemi öğrencileri rekabete yönelmektedir. Gerek Anadolu ve Fen Liseleri,gerekse Üniversite giriş sınavlarına alınan öğrenci sayısının sınırlı olması öğrencileri daha çok rekabete yöneltmektedir. Bu rekabet öğrencilerde oldukça fazla endişe yaratmaktadır.
"Sınavda başarılı olacak mıyım ?
"Başarılı olmazsam ailemin yüzüne nasıl bakarım ?
"Çalışacak hiç zamanım kalmadı gibi endişeler verimi düşürür.
Endişelerden arınmak için özellikle şu soruları öğrencilerin kendilerine yöneltmesi gerekir.
"Bu düşünceler çalışmamı kolaylaştırıyor mu ?
"Bu düşünceler amacıma hizmet ediyor mu ?
"Bu düşünceler bana yardımcı oluyor mu ?
Eğer bu soruların yanıtı "Hayır" ise endişeleri bırakıp çalışmaya yönelmekte yarar vardır.
Müzik dinleyerek çalışmak: Günlük yaşamda aynı anda birden çok uyaranla karşılaşılır. Fakat aynı anda birçok uyaran algılanamaz .O an dikkatin en çok toplandığı uyaran algılanır. Müzik dinleyerek,tv izleyerek çalışmayı sürdürürken birkaç uyaranın etkisi altında kalınabilir .O zaman dikkat farklı uyaranlara kayabilir.
Verimi artırmak için öncelikle amaçların belirlenmiş olması gerekmektedir.
Amacı olmayan bir çalışma verimi düşürür ve çalışma için güdülemez.
Belirlenmiş birkaç amaç örneği:

Yaşam Amaçları
-Bilgisayar mühendisi olmak,
-İngilizce yi iyi derecede bilmek,
-Görüşlerime uyan partiden milletvekili seçilmeye hazırlanmak,
-Basketbolde 1.Lig Takımında oynamak,

Bir Yıllık Amaçlar
-Anadolu Lisesine Kayıt Yaptırmak,
-İngilizce’den 6. Kuru tamamlamak,
-İlköğretim diplomasını almak,
-Basketbolde Okul Takımına seçilecekler arasında bulunmak.

Bir Aylık Amaçlar
-Fen Bilgisi sınavında geçer not almak,
-Türkçe sözlüsünden başarılı olmak,
-Hafta sonunda okul grubuyla Geziye gitmek,
-Arkadaşımın doğum gününde ona yardımcı olmak gibi.
Bu amaçlar listesinde 1. sıradaki amaç en önemli olan, 2. Sıradaki daha az önemli olan amaçtır. Öğrencinin belli bir kategoriye göre sıralamış olduğu yaşam amaçlarından bir yıllık amaçlar listesini oluşturması gerekir. Yıllık amaçları aylık amaçlara ve haftalara-günlere bölerek bir çalışma planı oluşturması gerekir.
Amaçlar aşama aşama yerine getirilirse yaşam amacına ulaşılır. Eğer amaçları gerçekleştirmede aksamalar olursa bir üst amaca ulaşamayız. Plan ve programla yapılan çalışma ayrıca iç denetim sağlar. Öğrenci amaçlarını belirlerken özellikle kendi amaçları olmasına dikkat etmelidir. Verim için
ders çalışma süresinin düzenlenmesi de önemli bir faktördür. Dikkat süresinin uzun ve kısalığına göre her öğrenci çalışma süresini ve dinlenme süresini günlük çalışma programında belirtmelidir. Örneğin 40 dk.Çalışma süresi ve 10-15 dk.Dinlenme süresi gibi.

Öğrenci hafızasını nasıl geliştirebilir?
1-Dikkati olay veya bilgi üzerinde yoğun bir şekilde odaklaştırarak kuvvetli bir izlenip edinmek.
2-Düzenli tekrarlar yaparak izlenimi (bilgiyi) geliştirmek.
3-Başka izlenimlerin bilgiye karışmasından kaçınmak.
4-Hoş gelmeyen anıyı bastırmak ve izlenimleri karıştırmamak.


Mükemmel bir dikkat düzeyine ulaşmak için :
1-Belirli ölçüde gevşeme (bütünüyle değil)
2-Dikkat edilmek istenen konuya derin ve sürekli bir ilginin geliştirilmesi.
3-Dikkatin yapılmakta olan işe yönelmesini engelleyen duygusal problemlerin yatıştırılması,
4-Dikkatin dağıldığı ve zihnin gezindiğinin hissedildiği anda dikkati konu üzerinde yoğunlaştırma alışkanlığının biçimlendirilmesi.
G-Gevşeme
İ-İlgi
D-Duygusal
A-Alışkanlık
Mükemmel dikkat düzeyi için gerçekleştirilmesi gerekir.

DİKKATİ TOPLAMA YOLLARI

Amaçsız çalışma olmaz. Amaçsız yapılan çalışmada dikkat yoktur. Amaç yapılan işin neden yapıldığını belirler. Yaptığı işin amacını bilmek, öğrencinin bu işi benimseyip ona sahip çıkmasına ve işin kendisini güdülenmesine yardımcı olur.

- Çalışma için karar verme
Konu üzerinde dikkatin toplanabilmesi için, gerekli kararların verilmiş olması gerekir. Hangi ders daha önce çalışılacaktır? Çalışılacak ders için hangi yöntemler kullanılacak? Kullanılacak araç ve gereçler nelerdir? gibi sorulara cevap bulmadan çalışmaya başlamamak gerekir. Bu soruların cevapları çalışma sırasında aranmaya başlanırsa bu da kararsızlığa ve dikkatin dağılmasına neden olur.

- Konuya merak duyma
Bir şey ancak merak edildiği oranda öğrenilebilir. Merak konuya karşı ilgi uyandırır ve dikkatin konu üzerinde yoğunlaşmasını sağlar.
Yapılan çalışma sevilmeli, hiç değilse sevilecek yönleri aranıp bulunmalıdır.

- Planlı ve sistemli çalışmayı bilme
Planlı çalışma, dikkatin konuya toplanmasına yardımcı olan bir alışkanlıktır. Planlı çalışmada öğrenci kendini konuya daha çok verir,dikkatinin dağılmasını önleyerek çalışmada etkililik süresini arttırır.

- Çalışmada çeşitlilik sağlama
Çalışma sırasında okuma, yazma, anlatma, uygulama, test çözme,test sorusu hazırlama vb. değişik etkinliklere yer verilmelidir.

- Çalışmada hedef saptama
Kimi durumlarda öğrenilecek konular oldukça fazla, son derece karmaşık ve dağınık olabilir. Gerçekte konu ne olursa olsun çalışmaya geçmeden önce öğrenci kendisine erişebilir bir hedef seçmeli ve bunu gerçekleştirmeden bunu çalışmayı bırakmamalıdır. Kişinin hedefleri gerçekçi olmalıdır. Öğrenci gücünün yetemeyeceği hedeflere ulaşmayı arzuladığı oranda bu hedefleri gerçekleştirmesi de o kadar zorlaşır. Sık sık amaçladığı hedeflere ulaşamayan öğrenci kendisine güvenini yitirerek,derslere karşı genel bir isteksizlik duyar, başarısızlık duygusuna kapılır.

- Kendine güvenme
Öğrencinin kendine güvenmesinin önemi hiç bir koşulda yadsınamaz. Güven eksikliği olan bir öğrencinin, kendine güven duymasının en etkili yolu o işi başaracağına kendisini inandırmasıdır. Kendine güven duygusu aynı zamanda güçlü bir irade ve kararlılığı gerekli kılar. Kararlılık engeller karşısında gerilemeyi değil aksine bu engellerle mücadele gücünü yaratır. Kararlılık, plan dışı saatte canınız çalışmak istemezse de kendinizi çalışmaya zorlamaktır. Kolaydan zora doğru bir çalışma yolu izlemek, okumak yerine yazarak çalışmak dikkatin toplanmasına yardımcı olur.

- Çalışma öncesi yeterince dinlenmiş olma
Çalışmaya geçmeden önce vücut ve zihin yeterince dinlenmiş olmalıdır.
Aşırı duyarlılık, karamsarlık, isteksizlik, bedensel yorgunluk,uykusuzluk gibi nedenlerle beliren bitkinliğe düşmemek için her zaman aynı biçimde olan çalışma yöntem ve tekniklerinden kaçınmak, ders dışı uğraşlarla yeterince ilgilenmek ve gerçek anlamda olabildiğince dinlenmek zorunludur.

Verimi Azaltıcı Etkenleri Ortadan Kaldırma
Harcadığınız gayretin değil elde ettiğiniz sonuçların üzerinde durun. Çalışmaya başlamadan önce, yorgunluk, uykusuzluk, ağrı, sızı, elem duygusu, korku, öfke, aşırı kaygı, fazla heyecan, endişe, açlık, aşırı tokluk, aile dertleri, normalin altında ve üstündeki fiziki şartlar (çok sıcak, çok soğuk gibi) acelecilik, telaş, araç ve gereç noksanlığı gibi etkenlerin elden geldiğince giderilmesi gerekir. Zorlandığınız derslere bir not hesabıyla yaklaşmayın. Kendinizi zorlayın ve o dersleri de sevin. Yaşam bir bütündür. Bu derslerin tamamını yaşamınızın bir uzantısında göreceğinizi unutmayın. O derslerden de kolayca öğrenebileceğiniz konular vardır. Anlayabileceğiniz konuları öncelikle seçerek bu konuların üzerine gidin. Bu konularla ilgili daha fazla sorular çözerek yetkinleşmeye çalışın.
Ruh ve bedenin bir bütün oluşturduğu bilimsel olarak ispatlanmaktadır. Amerikalı araştırmacılar, dolaysız bir bilgi değişikliğinin sinirler ve vücudun bağışıklık sisteminden sorumlu hücreler tarafından algılandığını ortaya koymuşlardır. Duygusal durumumuz sağlık durumumuzu etkilemektedir. Duygusal olarak uyumlu ve bunu göstermeye hazır olan kişi, sadece kendi sağlığı için iyi bir şey yapmış olmakla kalmaz, ayni zamanda Başarı düzeyinin artmasını sağlar.
“Başarı size gelmez, siz ona gidersiniz.”

3- DİNLENMEK VE NOT TUTMANIN ÖNEMİ

Etkili Dinleme ve not tutma

Dinleme bir beceridir. Ve bu beceri birtakım ilke ve yöntemlerle çok daha etkili bir şekilde kullanılabilir. İnsan iletişiminin yaklaşık %90’ı sözel olarak yapılmaktadır. Bu iletişinin ancak yarısı kısa bir süre sonra hatırlanabilir. Aradan daha fazla zaman geçtiğinde ise %20-25’ini bile zor hatırlarız. Bütün bu nedenlerden dolayı etkili dinleme ilke ve yöntemlerini öğrenmek ve bunları uygulamak daha da önem kazanmaktadır.
Etkili dinleme sadece söylenilenleri duymak değil, aynı zamanda bu söylenenleri önemli bulmak, kavramak ve değerlendirmektir. Ayrıca etkin dinleme aktif bir süreçtir.
Olaya bir de başka bir boyuttan bakalım. Etkin dinleme öğretmen-öğrenci ilişkilerini de olumlu bir yönde etkiler. öğretmen genellikle kendini dinleyen ve dinlediğini çeşitli biçimlerde belli eden öğrencilere daha fazla ilgi gösterir ve onlara dönerek konuşur. Öğretmen dersi anlatırken dinleyicilere gereksinim duyar. Bu nedenle başını sallayan, not tutan, dikkatini yoğunlaştıran aktif öğrencilere daha fazla ilgi gösterir.
Öğretmenin sınıf içindeki en önemli görevlerinden biri öğrenciye bilgi aktarmaktır ve bunu öğretmen genellikle anlatarak gerçekleştirir Öğrenci ise öğretmenin bu anlattıklarını anlamak amacıyla dinlemektedir. İşte önemli olan da öğrencinin bu dinleme işlevini nasıl yaparsa daha başarılı olacağıdır.

Etkin bir dinleyici olmak için "İFİKAN" adlı bir yöntemi uygulayabiliriz.
Bu yöntem;
İ - İleriye
F - Fikirler
İ - İşaretler
K - Katıl
A - Araştır
N - Not tut
olmak üzere 6 basamaktan oluşmaktadır.
Bu basamakları kısaca açıklayalım.
Öncelikle ileriye bak basamağından başlayalım. Öğrenci sınıfta öğretmenini dinlerken, öğretmenin anlattıklarından yola çıkarak daha sonra neler söyleyebileceğini tahmin etmeye çalışmalıdır. Bu da öğrencinin dikkatinin dağılmasını engeller ve öğrenciyi devamlı uyanık tutar. Hatta öğrencinin aktif olarak katılmasını sağlar. Öğrenci daha önceden o günkü konuları okuyarak sınıfa gelirse hem anlatılanlara yabancı kalmamış olur hem de dersteki tahminlerini daha kolay bir şekilde yapar. Bu yöntemle öğrenci derste anlatılanları daha önce okuduğu için daha kolay bir şekilde hatırlar.
Öğrenciler okula gelmeden önce, o gün işleyecekleri konuları gözden geçirmelidirler. Bu sayede hem derslerin işlenişine katılmak için gerekli güveni kazanırlar, hem de öğretmenin anlattıklarını daha kolay anlarlar.
Gerek işlenecek konulara hazırlanırken, gerekse işlenen konular gözden geçirilirken, anlamakta zorluk çekilen yerler belirlenmeli, bu konularla ilgili sorular hazırlanıp, derste öğretmene sorulmalıdır. Öğretmenlerin derse hazırlıklı gelen, soru soran, derse kalkan öğrencileri daha çok sevdikleri de unutulmamalıdır.
“ En etkin öğrenme sınıfta sağlanır “. Bazen öğrencilerin sınavlar öncesinde okula ya da dershaneye bir kaç gün gitmeyerek, evde kampa çekilmeleri ve ders çalışmaları yarardan çok zarar sağlamaktadır. Gitmedikleri gün sınıfta çok önemli konular anlatılabilir. Evde zorlanılan sorularda yardımcı olacak kimse yoktur. Dikkati dağıtacak bir sürü olay gerçekleşebilir.Kapı zili,telefon,kapıcının bir kaç kez uğraması,küçük kardeşin verdiği rahatsızlık,radyonun sesi, vs.
Oysa okulda veya dershanede olsaydı; arkadaşları ile birlikte öğrenme olgusunun içine aktif olarak girecek, tartışacak, sorular sorup yanıtlar alacak, testler çözecek ve yeni bilgiler öğrenecekti. Bu bilgilerden bazıları başarınızda oldukça etkili olabilecektir.

Öğretmenler, genelde sanatçı ruhlu, idealist, duyarlı insanlardır. Öğretmen karşısında sakız çiğneyen, kola içen, bir şeyler yiyen öğrenciler olursa dersini güzel anlatamaz ve sinirlenir.

İkinci olarak fikirler basamağı karşımıza çıkıyor. Bu basamak bize önemli fikir ve düşüncelere önem vermemiz gerektiğini ve bunları göz ardı etmememiz gerektiğini anlatmaktadır. Öğrenci öğretmenin bir ders boyunca anlattıklarının ana fikrini bulmaya çalışmalıdır. Ders boyunca kendi kendine, “Bu konunun ana fikri nedir? Burada anlatılmak istenen nedir?” gibi sorular sorması gerekir. Bu sorular öğrencinin ana fikir ve kavramları bulmasına yardımcı olur.

Üçüncü olarak işaretler basamağına bakalım. öğrenci sınıf içinde devamlı uyanık olmak zorundadır. öğretmenin hiçbir dediğini kaçırmamalıdır. öğretmenin işaretlerine karşı dikkatli ve uyanık olmalıdır. Bir öğretmen konuyu anlatırken mutlaka ufak ipuçları verir. bazı konuların üzerinde ısrarla durur. örneğin bir konunun önemli bir bölümünü anlatırken belirli kelimeler kullanır, ses tonunda farklılıklar yaratarak çeşitli ipuçları verir. Öğretmenler seslerini yükselterek ya da "burası önemli", "dikkat ederseniz" gibi sözel vurgularla önemli noktalara işaret ederler. Bir öğretmen hiçbir zaman, bu bir sınav sorusudur, demez; ama çeşitli ipuçlarıyla bunu belli eder. Bu ipuçlarından birkaçına örnek verirsek: önemli, başlıca, can alici, burada esas fikir, şunu unutmayın ki, sonuç olarak, bu sebeple, özetle vb. ...Bu ipuçlarına dikkat edildiği taktirde öğrenci sınavda sorulabilecek soruları tahmin edebilir.

Bir başka basamak ise "katıl" basamağıdır. öğrenci sınıf içinde devamlı aktif olmalıdır. Pasif bir öğrenci hiçbir zaman başarılı olamaz. öğrenci derse her fırsatta katılmalıdır. Öncelikle derse zamanında gelmeli, sınıfta oturacağı yeri iyi seçmeli; görebileceği, duyabileceği bir yere oturmalıdır. Ve ders sırasında öğretmenin söylediklerine gülümseyerek, kaşlarını çatarak, başını sallayarak olumlu ya da olumsuz tepki göstermelidir.
Böylece öğretmen de anlaşılan ya da anlaşılmayan yerleri çok daha iyi bir şekilde görebilir. Ayrıca bu öğretmeni de memnun eder. Onun motivasyonunu artırır, onu cesaretlendirir. Öğretmen dinlenildiğinin farkına varır. Tersine, anlattıklarına karşı hiçbir tepki göstermeyen, donuk, pasif öğrenciler karşısında öğretmen de bir şeyler anlatmak istemez. Öğretmene sözlü ve bedensel mesajlar göndererek dersin kalitesini yükseltmek de öğrencilerin elindedir.

Beşinci olarak karşımıza "Araştır" basamağı çıkıyor. Öğrenciler nedense ders sırasında soru sormaktan çok çekinmektedirler. Ve fikirlerini, görüşlerini rahatça söyleyememektedirler. Oysaki bu çok yanlıştır. Ders sırasında anlaşılmayan bir yer varsa ya da merak edilen bir konu varsa bu soru rahatlıkla sorulmalıdır. Hiçbir şekilde çekişilecek bir durum söz konusu değildir. Sorulara verilen cevap anlaşılmadıysa ve açıklamalar yeterli değilse, yeni sorular sorulmalı ve açıklama yapılması istenilmelidir. Eğer ders içerisinde zaman yetmediyse, ders bittikten sonra öğretmene ya da Diğer öğrencilere de sorulabilir.
“ Deneyimli bir insana soru sormak, genellikle deneyim kazanmanın ilk adımıdır.”
“Aptalca soru diye bir şey yoktur, sadece aptalca yanıtlar vardır.”
“Başkalarının bilgisiyle bilgin olsak bile ancak kendi aklımızla akıllı olabiliriz.”

En son basamak ise " Not Tutma" basamağıdır. Dinleme yoluyla öğrenilen bilgiler çok uzun süreler hafızada duramaz. Öğrenilenlerin zaman zaman tekrar edilmesi gerekir. Bir öğrenci ders sonunda, o derste dinlediğinin ancak %55’ini hatırlayabilir. Tekrar yapılmadığı sürece bu oran bir hafta sonra %17’lere düşer. Bu yüzden not tutmanın çok büyük bir önemi vardır. Not tutmanın iki önemli yararı vardır. Bunlarda birincisi eğitimin temel şartı olan "Aktif katılım”ı sağlar. Öğrenci derste pasif durumdan aktif duruma geçer. Not tutma sayesinde derste devamlı uyanık olur, dikkatini derse yoğunlaştırır ve dikkatinin dağılmasını engeller. İkinci önemli yararı ise unutmayı engellemesidir.
Unutkanlık düşmanını bizim avantajımıza çevirerek en önemli girişim not tutmaktır. Özellikle alınan notlar eve gelince bir de temize çekilirse hafızaya daha iyi yerleşir.
Not tutulurken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar bulunmaktadır.
Öncelikle not tutulan kağıt konusunda cömert olmamız gerekir. İleride okuduğumuz zaman anlayabileceğimiz şekilde, boşluklar bırakılarak not tutmamız da yarar vardır. Hiçbir zaman küçük bir kağıda sıkışık bir şekilde not tutulmamalıdır. Hatta not tutmak için bir defter olursa daha düzenli not tutulur. Ve de sayfanın altında, üstünde, yan taraflarında boşluk bırakılırsa buralara eksik kalan bilgileri daha sonra yazabiliriz.
Not tutmaya ilk günden başlanılması gerekir. Ve düzenli olarak not tutulması çok önemlidir.
Dinleme ile not tutma arasında bir denge oluşturmak gerekir. Tüm dikkati dinlemeye ayırırsak, verimli bir şekilde not tutamayız. Aynı şekilde çok ayrıntılı not almaya kalkışırsak bu sefer de anlatılanları anlamamız güçleşir ve bu da dinlemeyi olumsuz etkiler. Dolayısıyla dinleme ve not tutma arasındaki dengeyi çok iyi ayarlamamız gerekir.
Derste not tutarken ana fikirleri, önemli noktaları not etmek çok önemlidir. Not alırken seçici olmakta yarar vardır. Önemli noktaları belilerken öğretmen bize çeşitli ipuçları verir. "Burası önemli.", "Burada esas olan...", "Dikkat ederseniz..." vb. ipuçlarıyla bu bölümlerin önemini vurgular. Bu bölümler mutlaka not alınmalı ve önemli olduğunu belirtmek için de yanına * işareti konmalı ya da altı çizilmelidir.


Not tutarken zamandan tasarruf etmek ve geri kalmamak için, öğrenci kendi anlayabileceği şekilde çeşitli kısaltmalar kullanmalıdır. Bu kısaltmalardan bazılarına örnek verirsek:
-ve: & -gibi: .
-örneğin: ör. -sonuç olarak: son. ol.
-kadar: = -matematik: mat
-yüzyıl: yy -birbirine: 11
-buna ek olarak: + -açısından: ?

Not tutarken öğrenci kendi cümleleriyle not almalıdır. Bu şekilde hem öğrenci öğretmenin anlattıklarını özetleme imkanı bulur, hem de anladığı biçimde not alma imkanı bulur. Bazı durumlarda anlatılanların aynı şekilde not alınması gerekebilir. Ya da tahtada yazılanları aynı şekilde kaydetmek gerekebilir. Bu durumda anlatılanlar ya da yazılanlar aynı şekilde not alınmalıdır.
Öğrenci not tutarken aklına takılan yerleri ya da anlayamadığı bölümleri öğretmene sormaktan çekinmemelidir. Böylece not alırken hem eksik not alınmamış olunur hem de anlayarak not alınır.
Öğrenci hafızasına çok güvense bile mutlaka sınıfta öğretmen tarafından söylenen ve önemli gördüğü her şeyi not etmelidir. Böylece unutkanlık sonucu doğabilecek olumsuz sonuçları engellemiş olur.
Dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri de tutulan notların mutlaka temize geçirilmesidir. Öğrenci tuttuğu notları temize geçirirken bir kez daha tekrar etmiş olur ve bu da unutmasını engeller. Eğer mümkünse tutulan notlar o gece ya da bir sonraki dersten önce temize geçirilmelidir. Fakat öğrenci ÖSS gibi bir sınava hazırlanıyorsa notları temize çekme yerine o konu ile ilgili sorular çözmek daha yerinde bir davranıştır.
İyi dinlemek ve not tutmak sadece eğitimin değil, hayat başarısının da en önemli unsurudur. İyi bir dinleyici olmanın temel kuralı iyi not tutmak, iyi not tutmanın yolu da iyi bir dinleyici olmaktır. Bu anlamda iyi not tutmak ve iyi bir dinleyici olmak birbirleriyle bağlantılı iki kavramdır.
Teorikte anlatılan bu hususlar, pratikte uygulandığında öğrenciye birçok yararlar sağlar. Çok ufakmış gibi görünen ayrıntılar ileride büyük farklar yaratacaktır. Bunu sizler de yaşayıp görebilirsiniz
Öğrencilerin büyük bir kısmı not tutma tekniğini bilmemektedir.

Not tutarken;
Anlatılanlar öğretmenin ağzından çıktığı gibi değil, anlaşıldığı gibi yazılmalıdır.
Öğretmenin anlattığı konunun ana fikri ve anlamları kavranıncaya kadar beklenilmelidir
Zamanın çoğu yazmakla değil, dinlemekle, fikirleri kavramaya çalışmakla geçmelidir.
Konu; grafik, şekil, istatistik vb. bilgilere dayalı olarak anlatılıyorsa notlar arasına bunlar da alınmalıdır.
Önemli fikir ve paragrafların aynen yazılmasında fayda vardır.
Yazıların düzgün ve okunaklı olmasına önem verilmelidir.

Not almanın iki önemli yararı vardır:
- Not alma aktif katılımı sağlar. Böylece uyanık kalma, dikkati öğrenilen malzeme üzerinde yoğunlaştırmak mümkün olur.
- Not alma ve alınan notları yeniden düzenleme öğrenmenin düşmanı olan unutmayı azaltır.
İyi bir dinleyici olmanın temel kuralı iyi not tutmak, iyi not tutmanın yolu da iyi bir dinleyici olmaktır. İyi bir dinleyici olmak için ön şartlar; bir önceki dersin notlarını gözden geçirmek ve derslere düzenli olarak devam etmektir.
- Dersi derste öğrenmek, boş zaman etkinliklerine zaman ve imkan sağlar.
- İyi not tutmanın ön şartları, iyi not almak, uygun malzemeyle sınıfa gelmek ve kısaltmalar kullanmaktır.
- Notların yeniden yazılması zaman kaybı değildir. Bu işlem bilginin hafızada pekişmesi açısından yararlıdır ve unutmayı engeller.
- Okumanın % 20'si, okuduktan sonra dinlenmenin % 40'ı, okuyup dinlendikten sonra yazmanın % 60'ı hatırda kalır.
- Dinlenilenlerden not alırken dinleme etkin olmalı, anlaşılamayan her nokta öğretmene sorulmalı ve ancak konu öğrenildikten sonra akılda kalanlar not olarak yazılmalıdır.

" Duymak " ile " Dinlemek " farklı şeylerdir.
Dinlemek, duyulanı anlamak ve korumaktır.
- Dersi dinleyerek öğrenen öğrenci öğrendiklerini evde daha az bir çalışma ile pekiştirebilir. Derste dinlemeden evde öğrenmeye çalışmak boşa zaman harcamaktır.
- Etkin dinleme, aynı tür bilgilerin muhakemesini ve dinlenilen konunun eleştirilebilmesini kolaylaştırır.
- Etkin dinleme, öğrenciye konunun ana düşüncesini ve öteki önemli yanlarını yakalama olanağı verir.
- Dersi; etkin bir dinleyici olarak, derste sorular sorarak, fikirler üreterek, anladığınızı veya anlamadığınızı yüz ifadelerinizle belli ederek dinleyin.


Öğrenme ve öğrendiklerini saklama
- Çalışmadan en iyi verimi alabilmek için, öğrenme seanslarını 30-40 dklık bölümlere ayırmak gerekir. 30-40 dk. çalıştıktan sonra 10 dk.lık bir tekrar yapmak gerekir.
- Her çalışma seansından sonra 10 dakikalık dinlenme arası vermek gerekir. Bu dinlenme aralığında beden gevşer, zihin öğrendiklerini sağlamlaştırır ve hatırlamayı kolaylaştırır.
- Problem çözerken çözüme ulaşıncaya kadar mümkünse ara vermeyiniz.
- Uzun bir listeyi çalışmak yerine, listeyi daha küçük parçalara bölerek öğrenmek daha kolaydır.
- Çalışırken zihninizi meşgul eden şeyleri dinlenme aralarında yapınız.

" Televizyondan uzak durunuz "

Öğrendiğiniz bir bilgi önce "kısa süreli belleğe" yerleşir. Bu bilgiler hemen unutulur. İlk kez çevirdiğiniz bir telefon numarasını düşünün. Meşgul sesi aldığınızda tekrar aramak istediğinizde telefon rehberinize tekrar bakmak zorunda kaldığınızı hatırlayın. Kısa süreli belleğe gelen bilgilerin uzun süreli belleğe kaydedilmesi için mutlaka tekrarların yapılması gerekir.
Bu tekrarlar dersin veya çalışma seansının hemen sonunda yapılan tekrarlar, günlük tekrarlar, haftalık ve aylık tekrarlar şeklinde olmalıdır.
Sistemli tekrarlarla bilgiler uzun süreli belleğe yerleşir, ama bu bilgiler henüz bize mal olmamıştır. Bilgilerin bize mal olabilmesi ve gerektiği biçimde hatırlanabilmesi için bilgilerin kullanılması yani denenmesi (sınanması) gerekir. Sınama, bilgi transferi gerçekleşebilmesi için kaçınılmazdır. Öğrencinin öğrendiği konu ili ilgili kendi fikirlerini oluşturması, sorular çıkarması, konu ile ilgili problemlerle uğraşması, konuların benzerlik ve ayrılıklarını ayırt etmeye çalışması, deneme sınavlarından geçmesi, sınama için yeterli kabul edilir. Sınama bizi uzun süreli bellekte depolanan bilgiye götürür.
TEKRARLANMAYAN VE SINANMAYAN BİLGİLER TAKMA ORGANLARA BENZER ONLARI DİLEDİĞİMİZ GİBİ KULLANMAKTA VE HATIRLAMAKTA GÜÇLÜK ÇEKERİZ
- Unutma öğrenmenin düşmanıdır. İnsan öğrendiklerinin yarısını öğrenmeden sonraki ilk 20 dakikada unutur. İlk 24 saat içerisinde de yaklaşık % 70 'ini unutur.
- Unutmayı azaltan (engelleyen) temel etkinlik tekrarlar yapmaktır. Sistemli tekrarların en önemli özelliği öğrenme, düşünme ve hatırlama konusundaki birikim sağlayıcı etkisidir. Düzenli tekrar yapmayan bir
öğrenci harcadığı gayreti ve zamanı ziyan eder ve kendisini zora sokar.
- Düzenli tekrarlar yapanlar çalışırken hafızalarındaki geniş bilgi birikimi sayesinde yeni bilgileri çok daha çabuk özümlerler. Bu tepeden yuvarlanan kar topuna benzer, aşağı yuvarlandıkça büyür, büyüdükçe
artan kütlesi ile hızı artar.

NASIL TEKRAR ETMELİSİNİZ ?
Öğrenilenler zamanla unutulabilir. Unutmayı önlemenin iki yolu vardır: Bunlardan birincisi öğrenilen bilgileri yeri geldikçe kullanmak, diğeri de aralıklı olarak tekrar etmektir. Öğrenciler öğrendiklerini yeri geldikçe kullanırken hem bunların işe yaradığını görecekler, hem de yeni bilgiler edinmeye motive olacaklardır.
Aralıklı olarak yapacakları tekrarlar sayesinde ise bir taraftan eski öğrendiklerini hatırlarken diğer yandan da sınavlara her an hazır durumda olacaklardır.

- İLK TEKRAR : 30-40 dakikalık bir öğrenme seansı sonunda yapılmalı ve 10 dakika sürmelidir.
- İKİNCİ TEKRAR : İlk tekrarın yapıldığı günün akşamı uyumadan önce ve sabah kahvaltı yapmadan önce yapılmalı.
- ÜÇÜNCÜ TEKRAR : Öğrenmeden sonraki birinci haftanın sonunda yapılır. Bu tekrar bilgilerin bir ay süreyle hatırlanmasını sağlar.
- DÖRDÜNCÜ TEKRAR : Öğrenmeden yaklaşık bir ay sonra yapılır. Bu tekrar bilginin çok daha uzun süre sağlıklı olarak hatırlanmasını sağlar.
Öğrenme üzerinde en az bozucu etki yapan etkinlik uykudur. Bu nedenle yatmadan önce 15-20 dakika özgün çalışılan konular tekrar edilir ve sabahleyin de bu konular 15-20 dakikalık bir süre tekrar edilirse;
çalışılan konunun uzun süre hatırlanabilmesi için önemli bir avantaj sağlanmış olur.
BİR BİLGİNİN HATIRLAMASINI KOLAYLAŞTIRMAK İÇİN ;
- Gerekli gereksiz her şeyi öğrenmek yerine yalnızca gerekli olanlar öğrenilmelidir. Bunun için derslere düzenli devam ediniz, öğretmeninizin önemli gördüklerine daha fazla önem veriniz.
- Öğrenme, amaçlı olmalıdır.
- Öğrenmeye karşı istek duyulmalıdır.
- Öğrenmede somut olanların soyut olanlara göre daha kolay öğrenildiği unutulmamalıdır. Öğrendiğiniz bir ilkeyi, formülü elinizdeki yayınlardaki soruların çözümünde kullanarak somutlaştırın.
- Öğrendikleriniz arasında bağıntılar kurunuz. Bir biriyle ilişkilendirilen konular belleğe daha kolay aktarılır ve hatırlanır.
- Öğrenirken kavramları, formülleri kodlandırın. Kodlayarak öğrenirsek daha geç unuturuz.
- Sözcük, kural, tanım, formül vb. lerini ezberlemede kart yöntemini kullanın. Bunları küçük kartlara yazarak boş kaldığınız her fırsatta çıkarıp okuyun.
- Konular bütün-parça-bütün tekniğiyle öğrenilmelidir. Önce konunun bütünü okunmalı (çalışılmalı) sonra anlamlı parçalara ayrılarak bölüm bölüm çalışılmalı ve daha sonra konuyu yine bir bütün olarak algılamalı ve eksiklerinizi gidermek için bu eksik noktalara yeniden çalışılmalıdır.
- Anlamı ya da niteliği bilinmeden, hiçbir yasa, kural, ilke vb. asla ezberlenmemelidir.
- Sınavlardaki bazı sorular bilgi temellidir. Bu da öğrenilen bilgilerin değişik zamanlarda farklı bilgilerle birleştirilip kullanılmasını zorunlu kılar. Bu konu ile ilgili temel kavram
ve ilkeleri bilmiyorsanız, daha karmaşık konuları anlamanız mümkün değildir. Bilgi eksikliğinizi hemen gideriniz. Okuldaki öğretmenlerinizden ve idarecilerinizden yardım isteyiniz.

- Bu dersi anlamıyorum deyip bir kenara atmak hiçbir zaman yapmamanız gereken bir davranıştır.
" Bu derste başarılı olacak mıyım ? "
" Bu sınavda başarılı olabilecek miyim ? "
" Ya başaramazsam, Annemin-Babamın yüzüne nasıl bakacağım ? "
" Bu iş olmayacak galiba "
" Arkadaşlarım benden çok çalıştı, ben tam hazırlanamadım... "
" Çalışacak bunca konu var, hiç zaman kalmadı. Mahvoldum, hapı yuttum "

Bunlar ve buna benzer düşünceler önemli bir sınava hazırlanan her öğrencinin zihnini meşgul eder. Ancak bu noktada kendimize şu soruları sormamız gerekir:
" Bu düşünceler çalışmamı kolaylaştırıyor mu ? "
" Bu düşünceler amacıma hizmet ediyor mu ? "
" Bu düşünceler bana yardımcı oluyor mu ? "
Bu sorulara verilecek cevap " HAYIR " olduğuna göre yapılacak olan bunlardan uzaklaşıp çalışmaya yönelmektir.

ETKİN OKUMA (İSOAT)

İ-İzle
S-Sor
O-Oku
A-Anlat
T-Tekrarla
İzle (Göz at): Okunacak materyali öncelikle 3-4 dakikalık süre ile göz gezdirmek gerekir. Konu başlıkları,grafik,resim,alt başlıklar,koyu renkli yazılara göz atmakta yarar vardır.
Sor: Okunan konu ya da kitabın koyu renkli yazılmış kısımları,alt başlıkları,tanımları ve örneklerle ilgili sorular oluşturup yanıtlamak yararlı olacaktır.
Oku: Kitap okurken kitap üzerinde kendine özgü belli işaretlerle işaretleme yapmak daha sonraki tekrarlarda daha hızlı ve etkili okumaya yardımcı olacaktır.
(Örneğin) :
x-Önemli
xx-Çok önemli
1-Dikkat et
A-Araştır
?-Anlaşılmayan yer
??-Yazarla aynı düşüncede değilim.)gibi işaretlemeler.
Ana fikirleri yakalayabilmek için bazı ipuçları şunlardır :
-Paragrafın ilk cümlesinde genellikle temel fikir bulunur. Daha sonraki cümleler,bu fikri güçlendirir. Son cümlede temel fikri farklı şekilde tekrarlar.
-Anahtar sözcük ve işaretler kullanılır.(Çoğunlukla,sonuç olarak,kısaca gibi)
-Tablo,şekil,şema,grafikler ana fikri kısa yoldan ifade eder.
Anlat: Okunan konuyu kitap kapalı olarak kısaca özetlemek gerekir. Yüksek sesle tekrar zihnin dağılmasını önler. Dikkati yüksek tutar,sözcüklerin telaffuzu ve hafızaya yerleşmesini kolaylaştırır. Görme dışında işitme duyu organını kullanarak daha kalıcı bir öğrenme gerçekleştirilir.
Tekrarla :Tutulan kısa notlar için 4-5 dakikalık süre ile zihinde tekrar etmek gerekir. Bellekten tekrarlanamayan bilgi öğrenilmemiştir. Öğrenmek için ders başında geçirilen zamandan çok daha fazla tekrar önemlidir.20-40 dakikalık sürede okunan bölümün tekrarında yarar vardır. Daha uzun süreli
okunan materyalin tekrarlama olasılığı azalır. Ayrıca öğrenilen şeyleri bir arkadaşa anlatabiliyorsak demek ki öğrenme gerçekleşmiştir.


http://www.lovepowerman.net/
__________________

Bu ileti en son lovepowerman tarafından 23.10.2010- 17:29 tarihinde, toplamda 5 kez değiştirilmiştir.

Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası  »  Diğerleri
 »  Başarıya Giden Yol

Forum Ana Sayfası

Forum Yazılımı:   php Kolay Forum (phpKF)  ©  2007 - 2010   phpKF Ekibi

Love Power Man

 RSS Beslemesini Görmek için Tıklayın   RSS Beslemesini Google Sayfama Ekle   RSS Beslemesini Yahoo Sayfama Ekle