|
lovepowerman
[lovepowerman]
lovepowerman
Kayıt Tarihi: 13.09.2010
İleti Sayısı: 2.594
Şehir: İzmir
Durum: Forumda Değil
E-Posta Gönder
Web Adresi
Özel ileti Gönder
|
Konu Tarihi: 11.12.2010- 00:57
“Nice nice orduları yenen, beylikleri, devletleri, imparatorlukları yıkan, çağ kapayıp çağ açan, ülkeler fetheden, tarihe nice şerefli sayfalar ekleyen zât-ı muhterem Fatih Sultan Mehmed Han…
Trabzon seferinde, yolları gerçekten sarp ve aşılmaz bir dağa gelmiş. Atla da gitmek mümkün değil; atından inip, eteklerini beline sokup, dağa yaya olarak tırmanmış. Öyle yorulmuş ki, alnından akan terler burunları ucundan ve sakallarından nisan yağmuru gibi yere dökülmüş.
Fatih’in bu halini gören, kafiledeki Sâre Hatun;
“A sultanım! Trabzon nedir ki, savaş meydanlarının şehsuvârı attan inerek, yaya yürüsün ve yorulsun?” demiş.
Fatih Sultan ona şöyle derin derin bakıp;
“Bizim buralara gelişten maksadımız kale fethetmek ve servet kazanmak değildir. Buraları müslümanlara açmak, vatan yapmaktır. Allah’ın rızasını ve cihadın sevabını kazanmaktır. İslam’ın kılıcı bizim elimize emanet edilmiş. Eğer bu zahmeti çekmezsek, bize Gazi demek yalan olur; bundan dolayı çektiğimiz sıkıntılardan, daha çoğunu da çeksek yine azdır.” diye cevap vermiş.
Prof. Dr. M. Esad COŞAN, İstanbul’un Fethi ve Fatih, Server İletişim, 2007)
|