|
lovepowerman
[lovepowerman]
lovepowerman
Kayıt Tarihi: 13.09.2010
İleti Sayısı: 2.594
Şehir: İzmir
Durum: Forumda Değil
E-Posta Gönder
Web Adresi
Özel ileti Gönder
|
Konu Tarihi: 12.10.2010- 20:12
Türkçe de Cümle Çeşitleri Testleri
CÜMLE ÇEŞİTLERİ
1. Aşağıdakilerden hangisi bir eylem cümlesi değildir?
A) Tek eğlencem, kitap okumaktı.
B) Her sayfa onu dakikalarca oyalar.
C) Kitaba karşı ilgisi iyice arttı.
D) Davranışlarınız hoşuma giderdi.
E) Herkes erkenden işi bıraktı.
2.Aşağıdaki dizelerden hangisi, yüklemine göre diğerlerinden farklıdır?
A) Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak
B) Yeşil pencerenden bir gül at bana
C) Bir alev yağmurudur gözlerinin her bakışı
O) Seslemdeki her nağmede hâlâ sesin var
E) Gönlüm, yaz olduğunda Bebek bahçesindedir
3. Aşağıdaki cümlelerden hangisi, öğelerinin dizilişine göre "Öldük, ölümden bir şeyler umarak" dizesi ile özdeştir?
A) Güneşin batmak istemediği besbelli.
B) Neler vâdetmiyor akar suyun sesi.
C) Vefasız sandığımız turnalar döndü.
D) Çiçek açmış ağaçlar ne güzeldi.
E) Ben, dünyadan habersiz bir çocuğum.
4Aşağıdakilerden hangisinde eksiltin bir cümle vardır?
A) insanı bazen kendi yalnızlığı çağırır.
B) Öfkeleri, ümitleri, susuşları diner bir gün.
C) insan, sevgisiz kalabilir mi hiç?
D) Bütün doğaya hakim olan sessiz bir çığlık.
E) Hüzünleri, sevdaları, hayalleri vardır onun.
5. Aşağıdaki dizelerin hangisi, yüklemi bakımından "En sevdiği mevsim ilkbahardı." cümlesi ite özdeştir?
A) Gözlerinden göğüme sayısız yıldızlar akar
B) Yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi
C) Bir yol buldum öteye geçerek gözlerinden
D) Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın
E) Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma
6.Aşağıdakilerin hangisi, öğelerinin dizilişi yönüyle farklıdır?
A) Bir gönül yangınıdır günlerini karartan.
B) Islak bir yosun gibidir ay ışığı aynada.
C) Ay, odaya düşürdü solgun yaprağını.
D) Işık dalgalarıyla yıkanıyor kıyılar.
E) Bu güzellikler, bu sevinçler hep bizim.
7. Aşağıdakilerden hangisi kurallı bir isim cümlesidir?
A) Yollar, her zaman olduğu gibi yine tenhaydı.
B) Günlerce sürer bu bitmeyen yolculuk.
C) Şarkısını dinleyeceksin serin esen rüzgârların.
D) Yıldızlar gökyüzünde şimşek gibi savrulur.
E) Fıstıkların sesidir dallarda (pıtırdayarak açılan.
8. Aşağıdaki cümlelerden hangisi yüklemine göre farklıdır?
A) Kaldırımlarda boy boy insan gölgeleri kımıldar.
B) Kızgın güneş altında uyuyan bir denize benzersin.
C) Gürül gürül akan çeşme başında biz yine susuzuz.
D) Bir gün ne gökyüzü para eder, ne deniz kenarı.
E) Benim de tabutumu taşıyacak üç beş dost bulunur.
9. Aşağıdakilerden hangisi yüklemine göre diğerlerinden farklıdır?
A) Senin güzelliğin cihanda, bir saltanatın güzelliğiydi.
B) Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik.
C) Bugün her zamankinden daha sevinçliyim.
D) Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık.
E) Sabaha doğru hava birden soğumuştu.
10.Aşağıdakilerden hangisi devrik bir isim cümlesidir?
A) Birer ikişer güverteye çıktı yolcular.
B) Akşam olunca duydu yalnızlık acısını.
C) Onu bu kadar öfkeli görmemişti ailesi.
D)Tahmin edemeyeceğin kadar azdı çocuğun parası.
E) Hastaneye gelir gelmez ameliyathaneye alındı.
YANITLAR : 1A 2B 3B 4D 5D 6E 7A 8C 9E 10D
CÜMLE ÇEŞİTLERİ TEST - 2
1. Aşağıdaki cümlelerin hangisi anlamca olumludur?
A) Böyle boş gezmek iyi değil.
B) Onun bu yaptıklarını anlamak mümkün değil.
C) Hareketleriyle bize ümit vermiyor değil.
D) Hâlâ bu İşi anlamış değil.
E) Onun davranışları çok samimi değil.
2. Aşağıdaki cümlelerden hangisi anlamca olumludur?
A) Ne ders çalışıyor, ne ödevini yapıyor?
B) Bu tehditlerden korkacak değilim.
C) İstanbul’un bazı semtleri hâlâ susuz.
D) Ben sizi hiç düşünmez iniyim?
E) Parasız kaldık diye toprak mı satılır?
3. Aşağıdaki cümlelerin hangisi şart cümlesidir?
A) O kitabı ararsan kütüphanede bulabilirsin.
B) Çalışan insan bir gün karşılığını görür.
C) Böyle olacağını daha önceden söylemeliydin.
D) Yarışmayı kazanacağını önceden biliyordu.
E) İşe gelmiyor ki görelim.
4. Aşağıdaki cümlelerden hangisi, anlamca diğerlerinden farklıdır?
A) Yalnızım diye hayıflanmayasın.
B) Görmeyeyim gözyaşını annemin.
C) Her gece rüyama giren sen değilsin artık.
D) Gençlik, gözünün yaşma bakmadan geçer.
E) Varsın can yoldaşım olmasın
5. Aşağıdaki cümlelerden hangisi şekilce olumsuz olduğu halde anlamca olumludur?
A) Vefasızlığımı o henüz anlamış değil.
B) Bu sözler, yarama merhem olacak değil.
C) Ne dünkü, ne de bu günkü konuyu kavramış değilim.
D) Senin aradığın adam ben değilim.
E) Göklerde uçmayı istemiyor değilim.
6. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde şart anlamı vardır?
A) Şu kitabı okusam …
B) Biraz güneşte kararsam …
C) Ah, oraya bir varsam …
D) Seni okulda bulursam ..
E) Bunu öğretmenime sorsam …
7. Aşağıdakilerden hangisi bir şart cümlesidir?
A) Robinson, ne İmreniyorum sana busen.
B) Bana da göstersen adana giden yolu.
C) Adan hala batmadıysa beni de götürsen.
D) İsterim tercümanım olasın, tan itası n beni balıklara.
E) Vahşi hayvanlara: "Bizdendir" diyesin benim için.
8. Aşağıdaki cümlelerden hangisi yüklemine göre diğerlerinden farklıdır?
A) Taştın yine deli gönül.
B) Suyum alçaktan çekerim.
C) Dönüp yükseğe dökerim
D) Görün ben neler çekerim.
E) Derdim vardır dağlar boyu.
9. Aşağıdaki mısraların hangisinde, yüklem tür yönüyle farklıdır?
A) Sefil baykuş, ne gezersin bu yerde?
B) Yok mudur vatanın, illerin hani?
C) Küsmüş müsün,selamımı almadın?
D) Azat eyleseler uçamaz mısın?
E) Ecel tuzağını açamaz mısın?
10. Aşağıdaki cümlelerden hangisinin yüklemi fiil değildir?
A) Affan Dede’ye para saydım.
B) Sattı bana çocukluğumu.
C) Uçurtmam bulutlardan yüce.
D) Ne güzel dönüyor çemberim.
E) Hiç bitmese horoz şekerim
YANITLAR : 1-C 2-D 3-A 4-D 5-E 6-D 7-C 8-E 9-B 10-C
CÜMLE ÇEŞİTLERİ TEST - 3
1. Aşağıdaki cümlelerden hangisi yüklemine göre farklıdır?
A) Çal, bağlamacı, çal eski türküleri.
B) Dirilt, nağmelerini ataların.
C) Dertli, Emrah, Ruhsati dile gelsinler.
D) Duyur sesini eski ustaların.
E) Bağlaman, şenliğidir meclislerin.
2. Aşağıdaki dizelerden hangisinde hem isim, hem fiil cümlesi vardır?
A) Susmam seni ürkütmesin, çağlayanlar var içimde.
B) Durma, bana türkü söyle Anadolu’dan.
C) Buralarda gezerdi o, şurada dinlenirdi.
D) Kalbim niçin bu kadar yabancı, sen niçin yoksun?
E) Hadi tut elimden, bitsin yalnızlığım.
3. Aşağıdakilerden hangisinde bir isim, ek eylem alarak yüklem olmuştur?
A) Çocuğun karnı iki gündür açtı.
B) Bana bütün dertlerini açtı.
C) Sonra da hemen yanımdan kaçtı.
D) Bilmiyorum neleri amaçladı.
E) Oysa her şeyi iyice kavramıştı.
4. Aşağıdaki tümcelerin hangisi devrik,olumsuz, ad tümcesidir?
A) Aradığım hiçbir şey yoktu bu markette.
B) Bir türlü okumayı öğrenememişti.
C) Tatlı bir gülümseme vardı yüzünde.
D) Bu yıl bu dağların karı erimez.
E) İki dakika şurada bekleyemedin.
5. Aşağıdaki cümlelerden hangisinin yüklemi bîr çekimli fiil değildir?
A) Derken otomobil çıkıyor yoldan.
B) O, dar gelirli bir memur çocuğuydu.
C) Pencerelerden martıları selamlıyor çocuklar.
D) Artık kavga görülmeyecek o yerlerde.
E) Dağ başında yapayalnız yaşıyor.
6. Aşağıdaki dizelerden hangisi bir isim cümlesi değildir?
A) Kars’ım Ankara’yım, Van’ım, Bolu’yum
B) Boğazlardan aşan fetih yoluyum.
C) Muradına ermiş Anadolu’yum.
D) Yıldız,"Yıldızınım." diye göz kırpar.
E) Al, yeşil sulardır, akar gördüğüm.
7. Aşağıdaki cümlelerden hangisi isim cümlesidir?
A) Kendisi bir iş arıyor, ama hangi işi, neden aradığını bilmiyor.
B) Son görüşmemizde, seni pek dalgın gördüm.
C) Medeni olmayan bir insanın cesareti kaba bir cesarettir.
D) Çocukluğumda okuduğum bir kitabı dün yeniden okudum.
E) Tren, sıkıntılı bir yolculuktan sonra sabaha karşı İzmir’e vardı.
8. Aşağıdaki cümlelerden hangisi yüklemine göre farklıdır?
A) Büyükler, çocuklara davranışlarıyla örnek olmalıdır.
B) Büyükler hareketlerine dikkat etmek zorundadır.
C) Her insan çevresinden ilgi bekler.
D) Çevresi, çocuğun davranışlarını etkiler.
E) Büyükler,gereksiz yere küçüklere kızarlar.
9. Aşağıdaki cümlelerden hangisi kurallı bir fiil cümlesidir?
A) Unutulmuş birer birer eski dostlar.
B) Bu bendeki, çölün suya çağrısı.
C) Anılar birer birer gözümde canlandı.
D) Sakın çıkma patika yollara.
E) Manda yuva yapmış söğüt dalına.
10. Aşağıdaki cümlelerin hangisi öğelerin dizilişi yönüyle diğer dördünden farklıdır?
A) Ilgaz Anadolu’nun sen yüce bir dağısın.
B) Süleyman Bey’in kızı çok çalışkanmış.
C) Dün hava çok yağışlı idi.
D) Gün doğar, zümrüt tepelerin ardından.
E) Gelenlerden haberim yok değildi.
YANITLAR : 1-E 2-A 3-A 4-A 5-B 6-D 7-C 8-B 9-C 10-D
Kategori Edebiyat - Türkçe | Yorum Yok »
Türkçe’de Cümle Öğeleri Testleri
06 Kasım 2007
CÜMLE ÖĞELERİ TEST - 1
1. Aşağıdakilerden hangisi, öznenin özelliklerinden olamaz?
A) Fiillerin mastarları özne olabilir.
B) İsimlere getirilen hal eklerini alabilir.
C) Şahıs ve soru zamirleri özne olabilir.
D) İsim ve sıfat tamlamaları özne olabilir
E) Eylemi yapan kişiyi gösterir.
2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde adlaşmış sıfat nesne görevinde kullanılmıştır?
A) Hırsız, kısa bir süre sonra yakalandı.
B) Yalancı adamı hemen susturdular.
C) Gençlere her zaman sahip çıkmalıyız.
D) İhtiyarı, bu yaz ziyaret edeceklermiş.
E) Dilenciye on bin lira verdi.
3. Aşağıdaki cümlelerin hangisi "kim, ne zaman, neyi ve kime?" sorularının tümüne cevap vermektedir?
A) Okulun bahçesinde top oynarken gözlüğü kırılmıştı.
B) Bu kitabı, doğum günümde bana edebiyat öğretmenim almıştı.
C) Öğrenciler, akşamları ders çalışmayı pek sevmezler.
D) Sizde fazla olan kitapların bazısını bir arkadaşınıza verebilirsiniz.
E) O, bu yıl sosyal etkinliklere katılmayı hiç düşünmedi.
4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde nesne yer almamıştır?
A) Küçük kardeşi bu yıl okula başlıyor
B) Çiçekçiye uğrayıp üç kırmızı gül aldım.
C) O, "Altın Kelebek" ödülünü bileğinin hakkıyla aldı.
D) Doğum gününde ona, sadece bîr kalem alabildik.
E) Şehirlerden kaçıp gitme düşüncesini içimizden atamadık.
5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru, özneyi bulmaya yöneliktir?
A) Üstüne yorgan mı örttüler?
B) Doktora dün beni mi sormuş?
C) Çocuğun başına taş mı düşmüş?
D) Yarışmaya seni mi gönderecekler?
E) Kendisi bu işi başarabilir mi?
6. "Onlar her yerde onun karşısında idiler."
Cümlesinin öğe dizilişi aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
A) Özne + Z. Tümleci + Nesne + D. Tümleç + Yüklem
B) Özne + D. Tümleç + D. Tümleç + Yüklem
C) Özne + D. Tümleç + Yüklem
D) D. Tümleç + Özne + Yüklem
E) D. Tümleç + Özne + D. Tümleç + Yüklem
7. Yıllar öncesinin solgun eylül, ekim ayları, asırlık çınarlar ve titrek yapraklar arasında dönüp duruyor benimle birlikte.
Cümlesinin öznesi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Eylül, ekim ayları.
B) Solgun eylül, ekim ayları
C) Yıllar öncesinin solgun eylül, ekim ayları
D) Asırlık çınarlar ve titrek yapraklar
E) Benimle birlikte
8. Aşağıdaki cümlelerden hangisi "ne, neyi, nerede" ve "nasıl" sorularının tümüne cevap vermektedir?
A) Ahmet toplantıda sana ne söyledi?
B) Orada bulunanlar, konuyu tartıştı.
C) Kuş, yuvasında yavrularını sevgiyle besliyordu.
D) Çocuklar bahçede oynamaya başladı.
E) Terbiyeli çocuk, herkese saygılı davranır.
9. "Öğrencileriniz son günlerde neler okuyorlar."
Sorusuna verilecek cevap, cümlenin hangi öğesi olur?
A) Özne
B) Nesne
C) Dolaylı Tümleç
D) Zart Tümleci
E) Edat Tümleci
YANITLAR : 1-B 2-D 3-B 4-A 5-C 6-C 7-C 8-C 9-B
CÜMLE ÖĞELERİ TEST - 2
1. Aşağıdaki cümlelerden hangisi özne ve yüklemden oluşmuştur?
A) Yarışmaya, birden fazla kişinin ortak çalışmayla oluşturduğu yapıtla da başvurulabilir.
B) Türkçe dışındaki dillerde yazılmış yapıtlarla da başvurulabilir.
C) Ödüle aday gösterilen yapıtın bir özeti gönderilmelidir.
D) Ödüle aday gösterilen yapıtlar tekrar incelendi.
E) Adaylar, ödül için birden fazla dalda başvuruda bulunabilir.
2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, tamlayanı düşmüş isim tamlaması özne görevindedir?
A) Yarışmanın heyecanından elleri tir tir titriyordu.
B) Gökkuşağını gözlerinde gördüm bu sabah.
C) Yazar, romanında gözleme büyük yer vermiş.
D) Şiirine hayran kalacak genç kuşaklar.
E) Onun şiirini anlamak için zamanı geriye çevirmek gerek.
3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, öğelere ayırmada bir yanlışlık yapılmıştır?
A) Yağmurlardan sonra / buyurmuş / başak.
B) Tutsak bir kekliğin sesiyle / erirdi / kar.
C) Bir şahdamar gibi / vuruyor / hayaller.
D) Bir gün / gözlerimin / tâ içine / bak.
E) Sen doğu olursan / güneş / sana / gelecektir.
4. Aşağıdaki cümlelerde geçen deyimlerden hangisi, farklı bir öğe olarak kullanılmıştır?
A) Adamcağız, kulağına çalınan her şeye inanıyor.
B) Neyi nerede kullanacağını enine boyuna düşündü.
C) Önüne getirilen her belgeyi, kılı kırk yararcasına inceliyordu.
D) Toplantıda konuşulacak olan her şeyi, kulağını açıp dinlemelisin.
E) Ne yapacağınıza, iş işten geçmeden karar vermelisiniz.
5. Aşağıdakilerden hangisinde "Beni zaman zaman ağlatan bu hazin hatıradır." cümlesinin öğe dizilişi doğru olarak verilmiştir?
A) Özne - Yüklem
B) Belirtili Nesne - Zarf Tümleci - Özne - Yüklem
C) Özne - Belirtili Nesne - Yüklem
D) Özne - Belirtili Nesne - Zarf Tümleci - Yüklem
E) Belirtili Nesne - Özne - Yüklem
6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözde özne kullanılmıştır?
A) Doktor, bu konuşmaların bana çok faydalı olacağını söylüyordu.
B) Yıl sonunda ailem tekrar köye taşınmıştı.
C) Bu resim çarşıda, tahta atın üstünde çekilmiş.
D) Arabalar on beş metre kadar aralıklarla ağır ağır yol alıyorlardı.
E) Sözümü bitirir bitirmez sanki bir yanardağ patlamıştı.
7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde öğeleri ayırmada yanlışlık yapılmıştır?
A) İki saat önce / gelen araba / hâlâ / buradaydı.
B) Seni gördüğüm gün / suratın / asıktı.
C) Köye onlardan önce gittiğimi / bilmiyorlar.
D) İnsanları böylesine sevmek / elbette / kolay değil.
E) Yaşama sevgisi / onda / bütün duyguların üstündeydi.
8. Sanatçının ailesini ziyaret ettikten sonra kimi nereye götürdüler.
Cümlesindeki öğelerin sıralanışı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
A) Dolaylı Tümleç - Özne - Zarf Tümleci - Yüklem
B) Zarf Tümleci - Belirtili Nesne - Dolaylı Tümleç - Yüklem
C) Dolaylı Tümleç - Nesne - Zarf Tümleci -Yüklem
D) Dolaylı Tümleç - Nesne - Özne - Yüklem
E) Nesne - Dolaylı Tümleç - Özne - Yüklem
9. "Üzerinde çalıştığı proje, birtakım ilavelerden sonra bitti."
Aşağıdaki cümlelerin hangisi yukarıdaki cümleyle öğelerin sıralanışı yönünden özdeştir?
A) Balığın kokusu yemekhaneden odalara yayıldı.
B) Komşumuzun çocuğu, karşısında beni görünce şaşırdı.
C) Uzun zamandır balık yemediğin belli oluyor.
D) Öğrenci, öğretmeni soru yağmuruna tutmuştu.
E) Olayların bu kadar büyütüleceğini tahmin edememişti.
YANITLAR : 1-C 2-A 3-D 4-A 5-A 6-C 7-A 8-B 9-B
Kategori Edebiyat - Türkçe | Yorum Yok »
Türk Dili Ve Edebiyatinda Nazim Türleri
06 Kasım 2007
• NAZIM TÜRLERİ
Kahramanlık şiirleri
• Yine soylu savaşçılarla, hükümdarların kahramanlıklarını ağırbaşlı, yüce, dramatik bir üslupla, belirli biçimsel kurallara bağlı kalarak anlatan şiirlerdir. Genellikle tek tip çalgı eşliğinde okunur ya da hal şarkısı olarak söylenirler. Halk ozanlarının yapıtları aracılığıyla kuşaktan kuşağa nakledilirler. Halk edebiyatında yiğitlik, yurt sevgisi gibi konuları ya da tarihsel olayları coşkulu bir anlatımla işleyen kahramanlık şiirleri vardır. Şiir, destan ve koçaklama türünde yazılmışlardır.
Halk şarkısı
• En eski halk edebiyatı biçimlerinden biridir. Sözlü gelenek içinde yaşayan, daha çok duyarak, yani kulaktan öğrenilen ve alilerle sınırlı toplumsal gruplar içinde yayılan şarkılardır. En belirgin özelliği, günlük yaşamdaki etkinliklerle yakın ilişkili olmasıdır. Köylerde bu tür etkinlikler ekin, hasat, harman, iplik eğirme, dokuma, bebek uyutma, içki, oyun oynama gibi etkinliklerdir. Halk şarkılarının haber ve dedikodu iletmek, yerel tarihle, aile kütüklerini belgelemek, bir topluluğun bilgi ve edebiyat birikimini korumak, sürdürmek gibi işlevleri de vardır.
Koşma
• Halk edebiyatımızda doğa, aşk, ölüm, ayrılık, yiğitlik, toplumsal olaylar gibi konuların işlendiği en sık kullanılan şiir türü. Dörder dizelik bendlerden oluşur. Bend sayısı genellikle 3, 5 arasındadır. Hece ölçüsünün 6+5 veya 4+4+3 duraklı 11’li kalıbıyla yazılır. Şair koşmanın son bendinde ismini ya da mahlasını söyler. Koşmalar dile gitirilen duygular ve söylenişlerine göre koçaklama, güzelleme, taşlama, ağıt gibi isimler alır. Karşılıklı konuşma şeklinde yani "dedim" "dedi" diye başlayan dizelerle de söylenebilir. Bu tür koşmalara "mürâcaa" ismi verilir. Bütün kafiyeleri cinaslı olan koşmalara "tecnis" denir.
ÖRNEK KOŞMA: Karacaoğlan
ÖRNEK MÜRÂCAA KOŞMA: Kul Nesimi
ÖRNEK TECNİS KOŞMA:
Derd-i dilim arttı yârimin derdim
Seksende doksanda yüzde seyr eyle
Gonca güllerini yârimin derdim
Gerdanda dudakta yüzde seyr eyle
Sel gelince yıkılırmış yar dedim
Al hançeri vur sineye yâr dedim
Yeter cevr ü cefa etme yâr dedim
Cism ü bedenimi yüz de seyr eyle
Çeşmîyâ bin gazel yazdım dîvâne
El bağladım yâre durdum dîvâne
Dedi var yıkıl git behey dîvâne
Aşkın deryasında yüz de seyr eyle
Çeşmi
Koşmalar ezgilerine göre ve yapılarına göre olmak üzere ikiye ayrılır.
Ezgilerine göre koşmalar: Özel bir zegiyle okunurlar ve hece sayısı dikkate alınmaz. Ankara koşması, Acem koşması, Kerem, kesik Kerem, Gevherî, Sümmâni koşması gibi.
Yapılarına göre koşmalar: Koşmalar yapılarına göre 7’ye ayrılır.
Düz koşma: Âşık edebiyatında en sık kullanılar tür. Adi koşma olarak da adlandırılır.
Yedekli koşma: İki şekli vardır. İlki koşma-mani halidir. Koşma bendlerinin arasına aynı kafiyede bir bayati bendi ya da 7 heceli bend girer. İkincisi yedekli 5’li koşma diye adlandırılır. 8’li hece ölçüsüyle yazılır. İlk bend 5, ikinci ve yedek sayılan bend 4 dizelidir.
ÖRNEK KOŞMA-MANİ: Zülalî
Musammat koşma: Divan edebiyatındaki musammat gazele benzer. İç kafiyeli koşmalardır. Her dizenin birinci ve ikinci kısımları kafiyelidir. 6+5 duraklı kalıpla yazılır.
ÖRNEK MUSAMMAT KOŞMA: Miratî
Ayaklı koşma: İlk bendin dize sonlarına, diğer bendlerin ise sadece son dizelerine ziyade eklenerek oluşturulur. Ziyadeler 5 hecelidir. Genellikle musammat koşma şeklinde yazıldıklarından musammat ayaklı koşma da denir.
ÖRNEK AYAKLI KOŞMA: Gedâyî
Zincirleme koşma: Bendlerinin dördüncü dizesinin kafiyesi bir sonraki bendin ilk dizesinin başında tekrarlanan koşmalardır. Genellikle destanlarda kullanılır.
ÖRNEK ZİNCİRLEME KOŞMA: Zülalî
Zincirleme ayaklı koşma: Zincirleme koşmalara ziyadeler eklenerek yazılır.
Koşma şarkı: Her bendinin dördüncü dizelere aynı olan kavuştaklı koşmalardır.
Türkü
• Türkiye’nin sözlü geleneğinde, bir ezgi ile söylenen halk şiirinin her çeşidini göstermek için en çok kullanılan ad "türkü"dür. Özel durumlarda ya da ezginin, sözlerin çeşitlemesine göre ninni, ağıt, deyiş, hava adları da kullanılmaktadır. Türk halk edebiyatı nazım şekli ve türüdür. Ezgisi yönüyle diğer halk şiiri türlerinden ayrılır. Türküler genellikle anonimdir. İsimleri bilinen saz şairlerinin söyledikleri de giderek halka mal olmuştur. İlk türkü söyleme "Türkü yakmak" diye anılır. Türkü adı Türk sözcüğüne Arapça "ı" eki eklenmesiyle ortaya çıkmıştır. "Türk’e özge" anlamına gelir.
Türkü, Türk halk şiirinin en eski türlerindendir. Bu kelime ilk defa XV. Yüzyılda Doğu Türkleri tarafından kullanılmıştır. Hikmet Dizdaroğlu, Anadolu’da türkünün ilk örneğini Öksüz Dede’nin verdiğini belirtir. Türküler genellikle hece vezninin 7, 8 ve 11’li kalıplarıyla kıtalar halinde söylenir. Her kıta türkünün asıl sözlerinin bulunduğu bend ile nakarattan meydana gelir. Nakarat her bendin sonunda tekrarlanır. Bu kısım bağlama veya kavuştak diye de bilinir. Türküleri kesin ayrıma sokmak güçtür. Bir yörede yakılan türkü diğer bir yöreye şekli ve söyleniş biçimi değişerek geçebilir. Türküler ezgilerine, konularına ve yapılarına göre ayrılır.
1. Ezgilerine Göre Türküler
a. Usulsüzler: Uzun havalardır. Divan, koşma, hoyrat gibi çeşitlere ayrılır.
b. Usullüler: Oyun havalarıdır. Bu türe Konya’da oturak, Urfa’da kırık denilir.
2. Konularına Göre Türküler:
Ninniler ve çocuk türküleri, tabiat üzerine türküler, aşk türküleri, kahramanlık türküleri, askerlik türküleri, tören türküleri, iş türküleri, eşkıya türküleri, acıklı olaylarla ilgili türküler, güldürücü türküler, karşılıklı söylenen türküler, oyun türküleri, ağıtlar.
3. Yapılarına Göre Türküler:
a. Mani kıt’alarından kurulu türküler: Birbirleriyle ilgili konularda söylenmiş manilerin sıralanarak ezgiyle okunmasından meydana gelir.
b. Dörtlüklerle kurulu türküler.
ÖRNEK:
HAVADA BULUT
Havada bulut yok bu ne dumandır
Mahlede ölüm yok bu ne figandır
Adı Yemen’dir gülü çemendir
Giden gelmiyor acep nedendir
Burası Muş’tur yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep nedendir
Kışlanın önünde redif sesi var
Bakın çantasına acep nesi var
Bir çift kundurayla bir de fesi var
Adı Yemen’dir gülü çimendir
Giden gelmiyor acep nedendir
Burası Muş’tur yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep nedendir
HAM MEYVE
Çamlığı başında tüter bir tütün
Acı çekmeyenin yüreği bütün
Ziyamın atını pazara çekin
Gelen geçen Ziyam ölmüş desinler
Uzun olur gemilerin direği
Yanık olur arın yüreği
Ne sen gelin oldun ne ben güveyi
Onun için açık gider gözlerim
Ham meyveyi kopardılar dalından
Beni ayırdılar nazlı yârimden
Eğer yârim tutmaz ise elimden
Onun için açık gider gözlerim
Benim yârim yaylalarda oturur
Ak ellerin soğuk suya batırır
Demedim mi nazlı yârim ben sana
Çok muhabbet tez ayrılık getirir
Taşlama
• Bir kimseyi yermek veya toplunun bozuk yönlerini iğneleyici bir dille eleştirmek için yazılan şiir. Halk edebiyatı nazım türüdür.
ÖRNEK TAŞLAMA: Ruhsatî
Tekerleme
• Sözlüklerde "ağızda yuvarlanan söz, saçma sapan söz, eşsesli kelimelerle kurulu konuşma" anlamlarına gelen tekerleme masal, hikaye, bilmece, halk tiyatrosu gibi bazı edebi türler içinde veya bağımsız olarak söylenen ölçülü ve kafiyeli sözlerdir. Çokluk çocuk folklorunda hoşça vakit geçirmek, konuşma kabiliyeti kazanmak, oyunlarda eş ve ebe seçmek için bu yola başvurulur. Masal tekerlemesi, oyun tekerlemesi gibi adlar alırlar. En çok çocuk oyunlarında, masalların baş, orta ve sonunda söylenirler. Yöreye göre değişik isimle de söylenirler. Doğu Anadolu’da döşeme, Güney Anadolu’da sayışma denir. Karagöz ve ortaoyununda muhavere, çocuk oyununda ebe, çıkarmada ise sayışma diyebiliriz. Türk edebiyatında ilk tekerleme örneklerine XI. yüzyıldan itibaren rastlanır. Divanü Lügati’t Türk’te bazı tekerlemeler yer alır.
ÖRNEK TEKERLEME:
Yağ yağ yağmur
Tarlada çamur
Teknere hamur
Ver Allahım ver
Sellice yağmur
Evvel zaman içinde
Kalbur zaman içinde
Deve tellal iken
Sinek berber iken
Ben annemin babamın beşiğini
Tıngır mıngır sallar iken
O yalan bu yalan
Fili yuttu bir yılan
Bu da mı yalan…
Tekerleme
• Âşık fasıllarında, saz şairlerinin yaptıkları şiir yarışmaları. Halk dilinde tekerleme, âşıklar arasında tekellüm olarak adlandırılır. Bu tür şiirler ya söylenmesi zor sözcüklerden meydana getirilir ya da darayak şeklindedir. Ayak daraldıkça kafiye bulmak zorlaşır. Âşıklardan biri fasal aralarında tekerlemeye başlar ve yeni bir ayak açar.
ÖRNEK TEKERLEME: Kâtibî
Mani
• Başta aşk olmak üzere hemen her konuda yazılabilen bir halk edebiyatı nazım türü. Çoğunlukla 7 heceli dört dezilek bir bendden meydana gelir. Ama dizeleri 4-5-8-10-14 heceli kalıplarla söylenmiş maniler de vardır. Birinci, ikinci dördüncü dizeler birbirleriyle kafiyeli, üçüncü dize serbesttir. Yani kafiye dizilişi aaxa’dır. Aaaxa düzeninde maniler de var. İlk iki dize hazırlık dizeleridir. Son iki dize ile anlam bağlantısı yoktur. Asıl anlatılmak istenen son iki dizede verilir. Bir çok mani çeşidi vardır. En çok kullanılanlar düz ya da tam mani, kesik mani, cinaslı mani, yedekli mani, artık mani’dir.
Düz mani: Yedişer heceli dört dizeden oluşur. Kafiyeleri çokluk cinassızdır.
ÖRNEK MANİLER:
Akşamlar olmasaydı
Badeler dolmasaydı
Yâr koynuna girince
Hiç sabah olmasaydı
A benim bahtiyarım
Gönülde tahtı yârim
Yüzünde göz izi var
Sana kim baktı yârim
Anne demeye geldim
Kaymak yemeye geldim
Meramım kaymak değil
Yâri görmeye geldim
Bağlarında üzüm var
Mor şalvarda gözüm var
Kaçma yârim uzağa
Sana bir çift sözüm var
Dağlarda gezer oldum
Okuyup yazar oldum
Ben bir güzel uğruna
Kuruyup gazel oldum
Hıçkırık tuttu beni
Tuttu kuruttu beni
Elin oğlu değil mi
Gitti unuttu beni
Kahve Yemen’den gelir
Bülbül çimenden gelir
Ak topuk beyaz gerdan
Her gün hamamdan gelir
Kesik mani: Birinci dizesi 7 heceden az, anlamlı ya da anlamsız bir sözcük grubu olan maniler. Bu kesik dize sadece kafiyeyi hazırlar. Eğer meydan e kahvehanelerde söylenen ve ilk dizeleri "aman aman" ünlemi ile doldurulan manilerse bunlara İstanbul manileri denir.
ÖRNEK KESİK MANİ:
Karaca
Aldım aşkın tüfeğin
Vurdum bir kaç karaca
Dünyada bir yâr sevdim
Kaşı gözü karaca
Dağ bana
Bahçe sana bağ bana
Değme zincir kâr etmez
Zülfin teli bağ bana
Ayağı
Kuşlardan bir kuş gördüm
Var başında ayağı
Üstad manici isen
Aç maniden ayağı
Cinaslı mani: Kesik manilerde eğer kafiye cinaslı ise bunlara cinaslı mani denir.
Yedekli mani: Düz maninin sonuna aynı kafiyede iki dize daha eklenerek söylenen maniler. Cinaslı kafiye kullanılmaz, birinci dizeleri anlamlıdır. Yedekli maniye artık mani de denir.
ÖRNEK ARTIK MANİ:
Ağlarım çağlar gibi
Derdim var dağlar gibi
Ciğerden yaralıyım
Gülerim çağlar gibi
Her gelen bir gül ister
Sahipsiz bağlar gibi
Tası yok tası yok
Ne viran çeşme imiş
Su içecek tası yok
Yıkıldı viran gönlüm
Yapacak ustası yok
Şu vefasız dünyanın
Ucu var ortası yok
Deyiş: İki kişinin karşılıklı söylediği manilerdir. Soru yanıt şeklinde düzenlenir. Bir başka kişinin ağzındanmış gibi aktarıldığı şekilleri de vardır.
ÖRNEK DEYİŞ:
Adilem sen naçarsın
İnci mercan saçarsın
Dünya deniz olanda
Gönlüm nere kaçarsın
Ağam derim naçarım
İnci mercan saçarım
Dünya deniz olunca
Ben kuş olup kaçarım
Adilem sen naçarsın
La’l ü gevher saçarsın
Ben bir şahin olunca
Yavrum nere kaçarsın
Ağam derim naçarım
La’l ü gevher saçarım
Sen bir şahin olunca
Ben yerlere kaçarım
Adilem sen naçarsın
La’lü gevher saçarsın
Ben azrail olunca
Kuzum nere kaçarsın
Ağam derim naçarım
La’l ü gevher saçarım
Sen azrail olunca
Ben cennete kaçarım
Ninni
• Çocuğun uyumasının sağlanması ya da ağlamasının durması için, sade bir dille ve hece ölçüsüne göre ezgili olarak söylenen ürünler. Söyleyeni belli olmayan bu ürünler dörtlüklerden ve nakarat bölümlerinden oluşur. Özel bir beste ile söylenir. Bu sözler annenin o andaki ruh durumunu yansıtır. Ninniler genellikle mani türünde bir dörtlükten meydana gelen bir çeşit türküdür. Ninni, Divanü Lügati’t Türk de "balubalu" diye adlandırılır. Öteki Türk boylarında değişik isimler verilmiştir.
ÖRNEK NİNNİ:
Dandini dandini dı bebek
Elleri kolları kınalı bebek
Benim oğlum nazlı bebek
Uyusun yavrum ninni
(Manisa yöresinden)
Çaya vardım çay susuz
Çadır kurdum yaylasız
Benim yavrum pek huysuz
Ninni yavrum ninni
(Denizli yöresinden)
Ağıt
• Doğal afetler, ölüm, hastalık vb. çaresizlikler karşısında korku, heyecan, üzüntü, isyan gibi duyguları ifade eden ezgili ürünlerdir. Ağıt söyleme işine ağıt yakma, ağıt söyleyenlere ise ağıtçı denilmektedir.
ÖRNEK AĞIT: Celali
İlahi
• Tanrıyı övmek, ona yakarmak için söylenilen dini şarkılara ilahi denir. Tekke edebiyatında ise din ve ahlakla ilgili şiirler ilahi adıyla tanımlanır. Hem koşma, hem semai biçiminde ve hem hece hem de aruz ölçüsüyle yazılmış şiirlerdir. Hece ölçüsünde 7, 8 ve 11’li kalıplar tercih edilmiştir. İlahi yazarı halk şairleri içinde ilk akla gelen Yunus Emre’dir. Daha sonra Eşrefoğlu Rumi, Niyazi-i Mısrai, Aziz Mahmut Hüdayi, Yunus Emre’nin etkisinde kalarak ilahiler yazmışlardır. Bektaşi ilahilerine "nefes", Alevi ilahilerine "nefes", "deme", "deyiş", Mevlevi ilahilerine "ayin", Gülşeni ilahilerine "tapuğ", Halveti ilahilerine "durak", diğer tarikatlar da ise cumhur veya ilahi adı verilir. Dörtlüklerle yazılanlarda kafiye düzeni koşmaya, beyitlerle yazılanlarda kafiye düzeni gazele benzer.
Giriş bölümüne zemin, gelişme ve sonuç bölümüne miyan denir. Bu ikisinin arasında nakarat bölümleri bulunur. Müzik parçası olarak bakıldığında zemin-nakarat-meyan-nakarat sistemindeki bir kalıba uyarlar. Toplu halde seslendirilmek için bestelenmiş ilahiler "cumhur ilahi" diye bilinir. Solo ilahilerde de koronun söylediği parçaya "cumhur" adı verilir. İlahiler okundukları yer ve zamana göre cami ilahisi, tekke ilahisi, mektep ilahisi, ramazan ve muharrem ilahisi, Mekke ilahisi, Kadir Gecesi ilahisi gibi adlarla anılır.
ÖRNEK İLAHİ: Yunus Emre
Semai
• Halk şiirinde hecenin sekizli ölçüsü ile koşma biçiminde düzenlenen ve özel bir ezgi ile söylenen şiirlerdir. Genellikle en az üç, en fazla beş dörtlükten oluşurlar. Çoğunlukla doğa, güzellik, ayrılık. kavuşma gibi duygusal ve lirik temaları işlerler. Semainin hece ölçüsünün yanında aruz kullanılarak yazılanları da vardır.
ÖRNEK SEMAİ: Karacaoğlan
Varsağı
• Özel bir ezgiyle söylenen koşmaya denir. Önce Güney Anadolu’da yaşayan Varsak Türkleri tarafından söylendiği için bu adla anılır. Semâiye benzer. Hece ölçüsünün en çok sekizli kalıbıyla yazılır. 4+4 duraklı veya duraksız olur. Kafiye şeması şöyledir: Xaxa bbba ccca.
Semâiden ezgi yönüyle ayrılır. Varsağı yiğitçe bir havayla okunur. Çokluk içinde "bre", "hey", "hey gidi", gibi ünlümler yer alır. Bu ünlemlerin bulunmadığı varsağılar ezgisiyle fark edilir.
ÖRNEK VARSAĞI: Karacaoğlan
Selis
• Halk edebiyatında aruz ölçüsü kullanılarak yazılan şiirlerdir. Genellikle 19’uncu yüzyıl aşıkları tarafından kullanılan selisin en fazla yazılan tipi gazeldir. Hece ölçüsünün on beşli kalıbına da uyan selislerin en belirgin özellikleri farklı bir ezgiye sahip olmalıdır.
Nefes
• Dini temellere bağlı aşık edebiyatı nazım şekillerinden ilahilerin Alevi-Bekteşi aşıklarınca yazılanlarına denir. Konusu genellikle tasavvuftaki vahdet-i vücud, Alevi-Bektaşi ilkeleri, tarikat kurallarıyla ilgilidir. Dili sade bir Türkçe olan nefesler biçim olarak koşmaya benzer. Dörtlükler halinde hece ölçüsünün 7, 8, 11’li kalıpları ile ya da az da olsa aruzla yazılanlara rastlanmaktadır. Dörtlük sayısı 3-7 arasında değişir. Fazla da olabilir.
ÖRNEK NEFES:
Biz Urum Abdallarıyız
Maksadımız yârdır bizim
Geçtik ziynet kabâsından
Gencinemiz erdir bizim
Dâim kılarız biz zârı
Harceyleriz elden var,
Dost yoluna verdik seri
Mürkirimiz hârdır bizim
Aşk bülbülüyüz öteriz
Râh-i Hakka yüz tutarız
Mânâ gevherin satarız
Mürşidimiz vardır bizim
İstivâyı gözler gözüm
Seb’almesanidir yüzüm
Ene’l Hakk’ı söyler sözüm
Mi’râcımız dârdır bizim
Haber aldık mahkemâttan
Geçmeyiz zâttan sıfattan
Balım nihan söyler Haktan
İrşâdımız sırdır bizim
Balım Sultan
Ayin
• Mutasavvıflara has bazı hal ve hareketleri ifade etmek için ilk defa İranlılar tarafından kullanılan ayin, daha sonra Türk Tasavvuf Edebiyatı’na da geçmiş Mevleviler’in sema meclislerinde söyledikleri ilahilere verilen ad olmuştur.
Tapuğ
• Gülşeni adlı tarikata bağlı şairlerin ayinler sırasında okudukları makamlı şiirlere tapuğ adı verilir.
Cumhur
• Mevlevi ve Bektaşi dergahları dışındaki dergah ve tarikatlarda topluca okunan ilahilere verilen addır.
Hikmet
• Dini ve tasavvufi halk şiirinde şairin anlayış ve sezgilerine göre din konularını işleyen şiirlere hikmet denir.
Devriye
• Dini ve tasavvufi halk edebiyatında devir felsefesini savunan ve anlatan şirlerdir. Devriye, evrenin ve insanın tanrıdan çıkıp, tekrar tanrıya döndüğünü savunan felsefedir.
Şathiye
• Dini ve tasavvufi halk şiirinde genel olarak mizahi manzumelere şathiye adı verilir. Şathiyeler, mutasavvuf şairlerce söylenmiş ya da yazılmış, tasavvufi inançları dile getiren, anlaşılması yorumlanmasına bağlı şiirlerdir. Tasavvufi konuları işleyenleri şathiyat-ı sûfiyâne adını alırlar. Şathiyelerde Allah’ın celâl sıfatının değil, cemâl sıfatının ön plana çıkarıldığı görülür. Bu tür şiirlere genellikle Bektaşi-Alevi şairlerinde rastlanır. Allah ile alay eder gibi yazılmış şathiyeler küfür sayılmıştır.
ÖRNEK ŞATHİYE: Azmî
Tevhid
• Allah’ı, yaratılış ve kainatın aslı gibi unsurları bir arada yorumlayan manzumelere "tevhid" denir. Çoğunlukla Divan edebiyatı nazım türleri olan gazel, kaside ve mesnevi biçimlerinde kaleme alınmışlardır. Ve ölçüleri de çoğunlukla aruzdur.
Nutuk
• Tekkelerde tarikat ulularının özellikle eğitici mahiyette olmak üzere söyledikleri şiirlerdir.
Deme
• Alevi-Bektaşi tarikatından tasavvuf şiirlerinin tarikatlarını ve hareketleriyle ilgili temaları işleyen, sorunlarını konu edinen şiirlerine "deme" adı verilir. Genellikle 8’li hece ölçüsüyle yazılan demeler saz eşliğinde kendine özgü bir makamla söylenir.
Duvaz
• Yine Alevi ve Bektaşi şiirinde bir türdür. Düvaz imam, düvaze, imam da denilen duvazlar On İki İmam’ı öven nefeslerdir.
Güzelleme
• Âşık edebiyatında insan ve doğa güzelliklerini işleyen koşmalar. Genellikle aşık olunan kadın, kız, gelin, dağ ağaç, hayvan, çiçek gibi unsurlar işlenir.
ÖRNEK GÜZELLEME: Ruhsatî
Hoyrat ya da Horyat
• Dört dizelik serbest tarzda halk edebiyatı nazım türü. Söz ve ezgisinde yiğitlik havası hakimdir. Irak’ta Türkler’in yoğun olduğu Kerkük ve Erbil ile Diyarbakır, Elazığ, Erzurum, Kars yörelerimizde yaygındır. Basit üsluplu, derin anlamlı, uyumlu, cinaslı sözcüklerden kuruludur. Genellikle 7 hecelidir. Benzer dizelerin başına veya sonuna konulan ve miyan denilen ek sözcüklerle vezin bozulabilir. İlk dize bir anlam ifade eden ve diğer dizelere ayak veren cinaslı bir sözcüktür. Hoyran söyleyenlere hoyrat çağıran ya da sazlıyan (yas törenlerinde ağıt yakan anlamında) denir. Anadolu’da hoyratların bir bölümüne ayaklı mani, kesik mani adı da verilir.
ÖRNEK HOYRAT:
Dolandı gün
Döndü gün dolandı gün
Men sene daldalandım
Sene de dolandı gün
Güle naz
Bilbil eyler güle naz
Girdim dost bağçasına
Ağlayan çok gülen az
Yüz aya değer
Hüsniv yüz aya değer
Ay var bir güne değmez
Gün var yüz aya değer
Düşte gör
Hayalde gör
Hayalde gör düşte gör
Düşenin dosti olmaz
İnanmazsan düşte gör
Kalenderî
• Halk şairleri tarafından aruzun mef’ûlü mefâ’îlü kalıbıyla gazel, murabba, muhammes, müseddes biçiminde söylenen şiire denir. Özel bir ezgiyle okunur. Ezgisi bakımından düz kalenderî, Acem kalenderisi, Emrah kalenderisi gibi çeşitlere ayrılır. Kafiye düzeni divan ve semaî ile aynıdır. Bu tür şiirler 3+4+3+4 veya 7+7 şeklinde ondört heeceli iken, sonradan yerine aruz vezninin geçtiğini ileri sürenler vardır.
ÖRNEK KALENDERÎ: Tokatlı Nurî
Kavuştak
• Halk edebiyatında bentler arasında tekrarlanan dizelerdir. Bağlama ve nakaratla aynı anlamdadır. Türkülerde sık kullanılır.
ÖRNEK KAVUŞTAK:
Keklikte gelek olmaz
Sen boyda melek olmaz
Gözünü sevdiğim yâr
Her yerde henek olmaz
Gel gel yanıma keklik
Kadan canıma keklik
Kınalı parmakların
Batır kanıma keklik
Tüyünü döker gelir
Ayağın seker gelir
Yâri arzulayan da
Dağları söker gelir
Gel gel yanıma keklik
Kadan canıma keklik
Kınalı parmakların
Batır kanıma keklik
Koçaklama
• Konusu savaş, yiğitlik, kahramanlık olan halk edebiyatı şiirleri. Çoşkun ve yüksek tempolu söyleyişleri vardır. Halk edebiyatımızda bu türün en güzel örneklerini Köroğlu ile Dadaloğlu vermiştir.
ÖRNEK KOÇAKLAMA: Köroğlu
|